SONTURKHABER
Haber Portalı

BİRLİĞE ÇAĞRI

BİRLİĞE ÇAĞRI

Ülkücü Birlikte Olmalı

Türk Tarihine baktığımızda,  Türk Devletlerindeki iç buhranlar; Tebaa’nın, baştaki yöneticilere güvenini yitirdiği, Yöneticilerin, milletine gösterecek hedeflerinin olmadığı, emanetin ehline verilmediği, yöneticilerde aklın yerini, şahsi hırsların aldığı dönemler olmuştur.    Bu bağlamda Ülkücülerin bugünkü sıkıntılardan, sorumlu olup olmaması önemli değildir. Bu yüzden tüm ülkücüler bu üzücü tablodan nasıl kurtulup, düzlüğe çıkılabileceklerini, güçlü bir şekilde geleceğe nasıl hazırlanılacaklarını düşünmelidirler. Nöbette olanlar bir gün gidecek ama ülkücülerin varlığı devam edecektir. Bu karamsar tabloya –henüz ne yapacaklarına karar vermemiş bir halde- bakarken; Ülkücüyü can düşmanı olan ve hatta partisine bu güne kadar oy vermemiş, belki de düşman olup Ülkücüleri yok etmek için her türlü tezviratı yapmış olanlar, ne acıdır ki; Ülkücüye akıl ve emir verir, neyi-nasıl yapacaklarını anlatır oldular. Televizyonlara çıkıp, ehil olmadan Ülkücülük için ahkâm kesenlere; ”Susun!..” diyen yok… Ülkücüler ise, bu kişilerin dümen suyuna girip, acımasız iç eleştirilere düşüyorlar. Halbuki; Ülkücü olmayanlar Ülkücü harekete elbise dikemez, geleceğiyle ilgili yön veremez ve teşkilat belirleyemez. Ülkücüler basiret sahibidir. İradeleri Törenleridir.                   

Ülkücü Hareketin sessiz çoğunluğu şüphesiz bu gelişmeleri ibretle ve yakinen seyrediyor. Davamız mensuplarının bu dağıtılmışlığa tahammülü kalmadı artık. Batı kaynaklı Yıkıcı toplum mühendisliği                                            de, Ülkücü Hareketi yok etmek için her metodu deniyor. Ülkücüler arasında onlardan kaynaklanan algı operasyonlarına bilerek veya bilmeyerek çanak tutanların bulunuşu çok vahimdir.                                       Zaman zaman görünen sıkıntılarda, hemen yöneticilerin Kullandıkları üslup, söz, metot ve hareketler seviyeli, ülkücüye yakışır olmalıdır. Alternatif fikir, hedef, metot belirlemeden; “Şu işleri yapıp şöyle bir yol takib edelim!..”,

“ Ben daha iyi toparlarım!..” zihniyeti akla ve ilme uygun değildir, yanlıştır.                                                                 

Tüm bunların yanında, yönetim kadrosuna da şunu demek ülkücülerin hakkı olduğunu da belirtmek isteriz:                                                                                                                                         Göz göre göre üstümüze çöken bu farklılaşma ve dağılma acaba sizlerin umurunda mı?                                                                         Ülkücünün başını önüne eğdirdiniz hiç yüzünüz kızarmıyor mu?                                                              Yasak saçma faaliyetleriyle, yüzeysel ve inandırıcı olmayan değerlendirmelerle,  bu hezimeti geçiştirecek durumda değilsiniz.                                                                                                                                 Ülkücüleri iteleyen, hor gören, kendisi ile aynı düşünmeyeni hainlikle suçlayanlar, dün ülkücüye dinsiz diyen liderin arkasına saklanıp iktidarlarını devam ettirenler artık durup düşünün. Vebaliniz büyüktür!..                                       

Ülkücü iktidar mücadelesi yapanlar “Ülkücüye Yakışmayan” seviye ve üslubu bırakmalıdırlar. Yarın herkes birbirinin yüzüne bakacaktır. Ülkücü şahsiyetlidir. Töre hepimizi bağlar. Ülkücü; Ülkücülüğünü adalet içinde, davaya sadakatle yapar. Ülkücünün hedefi; Vatanına, milletine, dinine ve davasına en iyi şekilde hizmet etmektir. Bugün hırsına mağlup olanlar, yarın  aynı insanların yüzüne nasıl bakacaktır?..   

Ülkücü Hareket; Dünya sevdası ve makam kavgası için değil cihanı kucaklamak için vardır. Ancak bu güne kadar Ülkücüler hep yıllarca başkalarını muktedir hale getirip, kendileri de onları muktedir yapma görevini üstlenmiş haldedir. Siyasi Teşkilatı yönetenler Ülkücüyü kucaklayacağı yerde Ülkücüye tepeden  bakan, “ Ben bilirimci!..” ve Ülkücüleri yok sayan zihniyetin temsilcisi olmuşlardır. Ayrıştırıcı, tenkitci, Keskin, itici, rencide edici ve uzaklaştırıcı tavırdan ziyade birbirine hürmet eden, karşısındakini dinleyen, davasını bilen, muhakeme içinde değerlendirme yapabilen olmalıdır. Ülkücü bir değerdir, Ülkücünün değerini bilmeyeni tarih affetmez. Fikir birliğini her zaman ön planda tutmalıyız. Ülkücü; fikirleri tartışır, karar aldıktan sonra da tartışmayı bitirir ve o kararı uygular.                                                                                                Yönetici kadro Türk-İslâm Davamızı bilen ve çilesini çekmiş ehil insanlardan seçilmelidir. Ülkücüleri kucaklamayan ve davanın çilesini çekmeyen Ülkücüleri yönetemez. Ülkücüyü yönetmeye talip olanlar bunu bilmelidir.                                                                                Son 20 yılın tahribatı kimseyi karamsar etmesin. Allah (C.C.) bizimledir. Zorluklar olmasaydı, zor günlerin ÜLKÜ DEVLERİ olmazdı. Ülkücü hareketin mensupları, dün olduğu gibi bugün de, davasına ve teşkilatına sahip çıkmalıdır. Töreye uygun hareket edilmelidir. Ülkücünün, Ülkücüden başka gerçek dostu yoktur. Ülkücü, Ülkücüye moral bozacak propaganda yapmamalıdır. Umutsuzluk doğru bir tavır değildir. Geçmişte, birlik ve beraberlik içinde çok daha zor günleri aştık. Bugün de herbirimiz ayrı ayrı faaliyetler oluşturma yerine, farklılıkları bırakıp birlikte hareket etme mecburiyetimiz vardır. Merhum Dündar Taşer’in deyişiyle, “Doğruda birlik güzeldir. Yanlışta dahi birlik güzeldir. Çünkü bi-zatihi birlik güzeldir.” Şüphesiz birlik olursak bu günler de geçecektir. Biz birlik içinde olursak, zafere giden yolu beraber açar ve yürürüz. Zafer Allah (C.C.) ın nasibidir. Allah (C.C.) ihlaslı, halis, hasbi olanları er geç hedefe ulaştırır. Allah (C.C.) yar ve yardımcımız olsun!..

Saygılarımla.

Mehmet Emin Kaya

Avrupa Ülkücüleri

İstişare Heyeti

Genel Başkanı

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.