SONTURKHABER
Haber Portalı

BİR ÜLCÜNÜN GÖZÜYLE MUSTAFA KAFALI HOCA

Prof Dr. Mustafa Kafalı Hoca; Bütün dünyada sosyalist rüzgârlarının estiği, Sovyet Sosyalist yayılmacılığının devem ettiği bir dönemde Türkiye de Türk milletinin ve devletinin var oluş mücadelesini veren Milliyetçilere sahip çıkmış bir bilim adamıdır.

Prof Dr. Mustafa Kafalı Hoca; Bilecik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilimi Yüksek Lisan Öğrencisi Muammer Meşe’nin Yüksek Lisans Tezinde şeceresini şu şekilde anlatmaktadır. “Kökenimiz Ermenek Avşarlarındandır. Ailemizin lâkabı Kafalızâdeler’dir. Bizim soyadımız, Soyadı Kanunu ile alınmış soyadı değil; aile lâkabımızdan gelir. Soyadı Kanunu ile aile lâkabımızı soyadı olarak almışız. Aile tarihimiz çok eskidir. Aile geçmişimiz, lâkaplarının mezar taşlarındaki kayıtlarına göre, Ermenek’te beş yüz yıldan daha eskiye dayanır. Daha sonra Karaman’a gelmişler; oradakiler de dört yüz yılı bulur. İki yüz elli yıldan beridir de Konya merkezdeyiz.

Cumhuriyet ilân edildiğinde babam Konya’ya gelmiş. Yaşı kırk civarında imiş. Hâlâ

Bekârmış. Büyük halam ‘Karaoğlan derhâl evleneceksin!’ demiş. Ondan sonradır ki babam evlenmiş. O dönem insanları cepheden cepheye koşarken evlenmeye dahi fırsat bulamamışlar. Dedem müderris olmasına rağmen, 1900’lü yıllarda babamı hukuk okumaya göndermiş. Geleceğinin orada olduğunu görmüş. Cumhuriyet’le beraber Türkçülük hareketi başlamış. Babamların nesli, ailelerinin koydukları isimlerin yanına muhakkak Türk isimleri almışlar. Babam da Ertuğrul ismini almıştı. Ölene kadar o ismi kullandı. Anamın babası askermiş. Kolağası rütbesindeymiş. Öldüğü günlerde binbaşı rütbesi gelmiş. Anam ‘Kolağası babam’ diye bahsederdi. Kendisine niye binbaşı demediğini sorduğumda ‘Duymadım ki oğul!” dedi” Demektedir.

Tarihi bir kökene sahip olup, asil bir aileden gelen Mustafa Kafalı; 1934 yılında Konya’da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya’da tamamlamıştır. Daha lise yıllarında Türk Milliyetçiler Derneğine üye olan Mustafa Kafalı, derneğe kayıt oluşunu da şu şekilde anlatmaktadır. “Liseyi bitiriş yılım 1952-1953’e bağlayan sene. O zamanlar Türk Milliyetçiler Derneği kurulmuştu. 1951’de. Pek çok milliyetçi dernek vardı onların hepsi toplandılar 51’de Türk Milliyetçiler Derneği adını aldılar. Ben de o derneğin Konya şubesinin mensuplarından birisiydim. Hatta hiç unutmam. Bir ahi pirimiz vardı Süleyman Efendi. Derneğimizin bütün masraflarını o ahi piri verirdi. Allah mekânını cennet eylesin”

Ailesi hukuk tahsili yapmasını istediği için Mustafa Kafalı 1953 yılında önce Hukuk Fakültesine kayıt yaptırmış, orada bir hocasıyla yapmış olduğu bir münakasa sebebiyle hukuk fakültesin ayrılarak aynı yıl Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne geçmiş 1959 yılında mezun olmuştur.

Türk ve Türkçülük konularıyla ilgilenen Mustafa Kafalı, öğrencilik yılarında Bağdat’a gitmiş, Orada 2 yıl kalmış Irak’ta birçok Türk’ün olduğunu hem tarihi bilgilerinden hem de bir zat yaşayarak görmüş. Aynı şekilde Suriye’ye gitmiş, Suriye’deki Türkleri ve Türk eserlerini incelemiş, onlar hakkında yazılar yazmıştır.

Mustafa Kafalı Hoca; 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumî Tarih Kürsüsünde Cumhuriyet tarihçilerinin mümtaz şahsiyetlerinden olan Prof Dr. Zeki Velid’i Toğan’ın asistanı olmuştur.

Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’ın ilk ve son doktora yaptırdığı kişi olan Mustafa Kafalı, “Ötemiş Hacı’ya Göre Cuci Ulusunun Tarihi” isimli tezi ile doktorasını tamamlamış, 1967 yılında askere gitmiş, 1968 yılında askerlik görevini tamamyarak üniversiteye geri dönmüştür.

1971 – 1972 yıllarında üniversitenin kontenjanından Londra’ya gitmiş, ilmi incelemelerde bulunmuştur. Yurda döndüğünde “Altın-Ordu Hanlığında Sayın Han Sülâlesi Devri” adlı tezini tamamlayarak 1973 yılında doçent olmuştur.

Mensubu olduğu kürsüde; öğrencilerine, Altın-Orda ve Çağatay Hanlıkları, İlhanlı Devleti; Timur ve Timurlular tarihi ve Tarih Metodu derslerini vermiştir. “Kaynaklar” ve “Osmanlıca Metinler” üzerine seminer çalışmaları yapmış ve 1975–1977 ders yıllarında Bağdat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, davetli öğretim üyesi olarak tedrisatta bulunmuş,

Profesörlük takdim tezi olarak sunduğu “Çağatay Hanlığı (1227–1345)” adlı eseriyle 24 Mayıs 1982’de profesör olmuştur.1

Türk Tarihi hakkında kariyer sahibi olan Prof. Dr. Mustafa Kafalı, 1980 darbesinin hışmına uğramıştır. O sırada Selçuk Üniversitesi Rektörü olan ve Türk Milliyetçiliğinin önde gelen şahsiyetlerinden biri olan Prof. Dr. Erol Güngör Bey’in daveti üzerine Selçuk Üniversitesine geçmiştir. Burada bir süre görev yaptıktan sonra, Prof. Dr. Tarık Somer’in daveti üzerine Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne naklen geçmiştir. 2001 yılında da emekli olmuştur. . Türk Tarih Kurumu üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Kafalı, İngilizce ve Rusça biliyordu. 28 Ağustos 2019 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. Mekânı cennet olsun.

Hakkın rahmetine kavuşan bu büyük insan sadece akademik çalışmalarıyla değil. Aynı zamanda gençlik yıllarından ölümüne kadar Türklük ve Türkçülük yolunda hizmetlerde bulunmuş, komünist çetelerin üniversitelerimizde kan kusturduğu bir dönemde Türk milliyetçilerinin serdengeçtisi olmuş, ülkücülere sahip çıkmıştır.

Nihal Atsız Hoca’nın ”Yamtar” lâkabını taktığı2 Mustafa Kafalı Hoca ve Eşi Sevgi Kafalı, Oytun Hacıeminoğlu Şahin’le yapılan bir röportajda Ülkücü hareketin ilk şehitlerinden olan Yusuf İmamoğlu’nun şahadetiyle ilgili olarak şunları anlatmaktadır.

– Sevgi Kafalı: “..Çocukları aşağıdan kovalamışlar; bir öğrenci geldi, aşağıda Yusuf İmamoğlu’nu dövüyorlar dedi. Bunun üzerine benim odamdakiler kalkıp aşağıya indiler. Okullar tatil olmuştu, Ertuğrul’u da alıp gelmişiz. Haziran başı. Ortalık karışacak, Ertuğrul babasının yanında. Ben hemen Kafalı’nın odasına gittim, dedim ki, “Kafalı, aşağıda olaylar karışık, çocuk da yanımızda, ben çocuğu alıp gideyim”. Biz Tarih koridorundan çıktık, solcular karşı merdivenlerden grup hâlinde koşarak çıkıyorlar. Önlerinde de İmamoğlu. İmamoğlu “Hocam, beni öldürecekler!” deyince, Kafalı “Sen dur

bakayım oğlum”, dedi. Bana döndü, “Siz çabuk gidin” dedi. Orada bir tabure varmış, tabureyi aldı, çevirerek fırlattı. Merdivenlerden koşarak gelenler tabureyi yiyince, iki kişi devrildi. Biz Ertuğrul’la koşar adım Türkoloji’ye girdik, İmamoğlu da girdi. Arkamızdan Kafalı da Türkoloji’ye geldi. Onlar Necmettin Ağabeylerin odasına girdiler. Biz Ertuğrul ile genel kitaplığa girdik ve silâhlar başladı. O zaman polis rektörlük çağırmazsa üniversiteye giremiyordu. Öğrencilerden iki tanesi Faruk Kadri Timurtaş’ın odasında, ikisi de Necmettin Ağabey’in kapısının yanındalar. Bir müddet sonra silâh sesleri kesildi. Rahmetli Amil Çelebioğlu da o odadaydı. O pencereyi açtı, bizim Edebiyat Fakültesi’nin iç avlusuna bağırıyor, “Koridora kimse çıkamıyor, yaralı var, ambulans çağırın” diye.

— Mustafa Kafalı: Orayı ben anlatayım, çünkü ben Yusuf un yanındaydım. Silâh sesleri kesilince, “Hocam ben bir bakayım” dedi. “Dur oğlum” demeye kalmadı. Kafayı uzattı, mermi kafasından girdi.

—Sevgi Kafalı: Üç defa ambulans geldi, içeriye almadılar. Biz de Edebiyat Fakültesinin Genel Kitaplığının balkonuna çıktık. Ben, “Yaralı kim?” diye bağırıyorum, fakat sesimi Amil’e duyuramıyorum. Hatta bir ara “Yaralı da var, ölü de var” diye anladım. Dekanlıktan “Bir şey yapamıyoruz, ambulans geliyor, Dev-Gençli öğrenciler fakültenin kapısını kapattı, içeriye sokmuyorlar” diyorlar. İmamoğlu böylece şehit edildi.3

En son Türk Ocakları Genel Merkezinde ki bir konferansta görüp elini öpme fırsatını bulduğum Prof. Dr. Mustafa Kafalı Hoca ve değerli Eşi Sevgi Kafalı Hanım Efendi ömürlerini Türk Milliyetçiliğine ve Türkçülüğe vakfetmiş birer saygı değer insanlardır.

Nihal Atsız’ın öğrencisi ve Alparslan Türkeş’in de yakın arkadaşı olan Prof. Dr. Mustafa Kafalı Hoca, bir çok dergi ve gazetelerde makaleler yazmış, konferanslar vermiş, Türk dünyası ile yakından ilgilenmiş gerçek bir Türk Âlimidir. Onun hakkında ne yazsak azdır.

Burada bir üzüntümü de belirtmeden geçemeyeceğim, ömrünü Türk Milliyetçiliğine adamış, Türk Tarihi ve Türkçülük için nice hizmetler vermiş bir insanın cenaze törenine başta Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarının gereken ilgiyi göstermemesi beni üzmüştür.

Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alanlar ve Atatürk’e hakaret eden bir püsküllünün cenazesinde gözyaşı dökenlerin Mustafa Kafalı Hoca’nın cenazesine gelmesi zaten beklenemezdi. Ama seçim meydanlarında ailesinin ülkücü olduğunu söyleyenlerin bir baş sağlığı mesajı dahi yayınlamadan görevden alınan HDP’li Belediye Başkanlarını ziyaret eden İstanbul Belediye Başkanına ne demeli.

Son söz, ülkücü kardeşlerim artık uyanın, milli değerlerimize sahip çıkalım.

Bir kez daha Prof. Dr. Mustafa Kafalı Hocamıza Cenabı Allah’tan rahmet diler, başta Sevgi KAFALI olmak üzere ailesine baş sağlığı ve sabır dileklerimi iletirim.

Saygılarımla 02.09.2019

Cemal YAVUZ

1 Muammer MEŞE: “Prof. Dr. Mustafa Kafalının Hayatı ve Eserleri” Bilecik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi 2 YAMTAR: Nihal Atsız Hoca’nın “Bozkurtlar” adlı romanında Çin Sarayı’nı basan Kürşat’ın kırk yiğidinden

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.