SONTURKHABER
Haber Portalı

BİZANS’IN YIKILIŞI VE GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİ

İslami bir yazar olarak tanınan Yavuz BAHADIROĞLU; “ Tarihin Arka Sokakları” adlı eserinde; Fransız tarihçi Gerard Walter’in “La mort des empires” (İmparatorlukların Ölümü) genel başlığı altında 1958 yılında Paris’te yayımlanan “La ruine de Byzamce” isimli kitabından alıntı yaparak Bizans’ın yıkılışını şu şekilde açıklamaktadır.

1. “Bizans Batılılaşmıştı. Bizanslı aydınlar Avrupalıları özellikle İtalyanları taklit etmede yarışıyorlardı. Bu da Bizans’ı kendi kimliğinden koparıyor, kimliksizlik kişilik problemleri doğuruyordu.”

2. “Devlet israf içinde yüzüyordu. Buna karşılık halk eziliyor, sömürülüyor, kazandığı birkaç kuruş haksız vergi ya da enflasyon zoruyla elinden alınıyordu. Bu durum önce ticari hayatı çökertti, ardından Bizans ekonomisi krizler dönemine girdi.”

3. “İmparatora, rejime ve hükümete karşı başlayan muhalefeti yok etmek için özel mahkemeler kuruldu. Hukuka aykırı kanunlar çıkartıldı. Devletten insana baskı ve şiddet arttı. İnsan hakları ayaklar altına alındı.”

4. “İşlerin düzelmesi umutları kırıldı. Sonuçta Bizans halkı son derece duyarsızlaştı. Para yegâne değer haline geldi. Gemisini kurtaran kaptandır anlayışı yaygınlaştı.”

5. “Hükümetin ekonomi politikaları halkı ezdi, bıktırdı. Yabancı hâkimiyetine hasret çekmeye başladılar.”

6. “Halk inim inim inlerken idareciler görkemli köşkler, saraylar yaptırıyor, sık sık törenler düzenliyor, şık kıyafetler içinde boy gösteriyor, lüks ve tantana içinde yaşıyorlardı.”

7. “Ruhani sınıf yozlaşmıştı. Onlarında ahlaki bozulmuş, dini hem ticarete, hem de siyasete alet eder olmuşlardı. Ayrıca temsil ettiği Hıristiyanlığın içini boşaltmışlardı. Dinin muhtevasıyla değil, merasimsel boyutlarıyla ve menkıbeleriyle ilgiliydiler.”

8. “Devlete ait makamlar alınıp satılıyor, memuriyette liyakate bakılmıyor, kim fazla para verirse o memur oluyordu.”

9. “Halkın çoğu sefalet içinde yaşarken vurguncu zenginler türemişti. Onlar lüks ve debdebe için yaşıyor, halka adeta nispet yapıyorlardı.”

10. “Sanayi, ziraat ve ticaret Cenevizlilerin kontrolüne geçmişti.”

11. “Aydınlarla zenginlerde din duygusundan eser kalmamış, Hıristiyanlığın anlamı unutulmuş, dindarlar suçlanır olmuş, dindarlık suçluluk kompleksine dönüşmüştür.”

12. “Devlet borç batağına sürüklenmişti. Zaruri harcamalar bile karşılanamıyordu.”

Sayın Yavuz Bahadıroğlu’nun Fransız tarihçiden naklen almış olduğu, Bizans’ın yıkılışı ile ilgili bu maddeleri günümüz Türkiye’si ile karşılaştırarak değerlendirecek olursak, ülkemizin durumunun da Bizans’tan farklı olmadığı görülmektedir. Buna göre;

1. Günümüz de ülkemiz yöneticilerinin de bir kimliksiz problemi bulunmakta, Lozan Anlaşmasın da, “misak-i sınırlar içinde yaşayan Müslüman halka Türk denilir” tanımlaması yapılmasına rağmen yöneticilerimiz Türk’üm demekten kaçınmakta, kerhen de olsa “Türk’üm” deseler bil, hemen arkasından “ben Türkçü değilim” demektedirler. Oysa Türkçülük, Türk milletini sevmektir.

Ayrıca, Tek millet, tek devlet, tek bayrak diye diye meydan meydan dolaşmakta fakat ne hikmetse o tek bayrağın, Tek milletin ve Tek devletin adını söylemekten itina etmektedirler.

Aynı zihniyet Anayasa’dan Türk kelimesinin çıkarılması için yaptıkları çalışmaları göz önüne aldığımızda Tek millet, tek devlet, tek bayrak sözcüklerine,Türk Milleti, Türk Bayrağı ve Türk Devleti anlamını yükleyip yüklemedikleri hakkında bizleri şüpheye düşürmektedir.

2. Devletimizi yönetenler, milletten topladıkları vergileri ve Cumhuriyetimizin kazanımları olan kurum ve kuruluşları satarak elde ettikleri gelirleri har vurup, harman savurarak israf ekonomisi uygulamaktadırlar. Ülkemizde vatandaşlar yoksul ve zaruret içinde yaşamakta, yoksulluk sınırı 6.000.- (Altıbin) TL. ye, açlık sınırı da 2.000.- (ikibin) TL. ye ulaşmış bulunmaktadır. Buna rağmen, her şeyi devlet tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı maaşına % 26 zam yapılırken, emekli ve memurlara % 10 artış yapılmaktadır.

3. Tıpkı o günün Bizans’ında muhalefeti susturmak için özel mahkemeler kurulup, kanunlar çıkarıldığı gibi, ülkemizde de muhalefeti susturmak için her türlü baskı ve zulme başvurulmakta, iktidarı eleştirenler hâkim huzuruna çıkartılarak tazminata veya cezaya çarptırılmaktadır.

Mesela Hükümeti eleştiren gazeteci, yazar ve siyasetçiler hakkında hemen dava açılmakta, verilen kararlarla ya cezaya ya da tazminata mahkûm edilmektedir.

Ayrıca, getirilen başkanlık sistemiyle kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanmıştır. Bu nedenle mahkemeleri vermiş olduğu kararlara güvenilmemekte ve şüphe ile bakılmaktadır.

Muhalefetin sesini kesmek için, her türlü oyunlar oynanmakta, satın alınan yazılı ve görsel basında muhalefete yer verilmemekte, toplum tek taraflı olarak yönlendirilmektedir. Bunun içinde en iyi örnek İYİ PARTİ’DİR.

İyi Parti kuruluş ve seçim çalışmalarında görünmezden gelinerek basın yayın organlarında yer verilmemiş, tutmuş olduğu salonların sahipleri tehdit edilerek sözleşmelerinin iptal edilmesi, ya da elektriklerin kesilerek çalışmaların engellenmesi sağlanmıştır.

Bunların yanında, Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerin başlamasından saatler sonra kural değiştirerek seçimlere şaibe düşürmüş, milletin Yüksek Seçim Kuruluna olan güven ve itimadımı sarsmıştır.

4. Yapılan bu uygulamalar ve alınan sonuçlar sonunda işlerin düzelmesi hususunda milletin umutları kırılmıştır. Millette, biz ne yaparsak yapalım, kime oy verirsek verelim, yine sandıktan bunlar çıkar inancı hâkim olmaya ve devlete olan güven sarsılmaya başlamıştır.

Bizans’ta olduğu gibi bizde de menfaat ve çıkar ön plana çıkmıştır. İmkânı olan gençler yurt dışına gitmeye başlamış, İs adamlarımız yatırımlarını yurt dışında yapar olmuştur.

5. Hükümetin üretim ekonomisi yerine tüketim ekonomisini tercih etmesi, üretmeden tüketmek gibi bir anlayışın doğmasına sebep olmuştur. Sonucunda da ekonomik politikaları çökmüş, etten samana, samandan soğana, soğandan her türlü tarımsal ürüne kadar her şey ithal edilmeye başlanmıştır.

3 (üç) TL. Civarında olan dolar 7 (yedi) TL.’ye kadar yükselmiş, fiyatlar artarak 1 kg sivri biber 20.- TL., 1 Bağ Maydanoz (eski bağların ½ si büyüklüğünde) 2,5 TL., 1kg Lahana 5 TL. 1 kg. Salça 8-10 TL. vb. bütün ürünlerin fiyatları en az %50 artmış, Vatandaşın gelirleri ise sabit kalmıştır.

6. Halk bu durumda iken, devleti yönetenlerimiz köşkler, uçan saraylar almaya, lüks ve tantana içinde yaşamaya devam etmiş ve hala da devam etmektedir. Millet bir bağ maydanoz almak için 40 defa düşünürken yöneticilerimiz, ülkemizde yetişmeyen, adını dahi bilmediğimiz, Ejder Meyveli Smoothie (Chia Tohumu eşliğinde), Efuli (Lici

meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma. Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi, Tartalet içerisinde Antakya usulü Humus, Susamlı Levrek Simidi, Aydın usulü kuzu çöp şiş ile ziyafet vermiştir.

Devlete yüz binlerce lüks araçlar almışlar, bu da yetmiyormuş gibi araç kiralayarak, devletin araçlarını seçimlerde ve özel işlerinde kullanmışlar, bir yerden, bir yere giderken koruma ordularıyla gitmişler, israf ve savurganlıktan taviz vermemişlerdir.

7. Üzülerek belirtmek isterim ki, bizdeki ruhani sınıf Bizans’takinden daha da bozulmuş ve siyasetle içe olmuştur. Dini vakıf ve cemaatlerimizde meydana gelen olaylar hepimizin malumudur. Siyasetçiler her türlü şirk koşan konuşmalar yaptığı halde bizim din adamlarımız hiç sesini çıkarmamakta, çıkaranlar da iktidarın yapmış olduğu haksızlık ve yolsuzlukları örtbas etmek için konuşmaktadırlar.

Mesela eski Meclis Başkanı, Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanlığı yapan bir zat çıkıyor “ AKP’ye vermiş olduğunuz oylar mahşerde sizin berat belgeniz olacaktır”. Bir başka zatta, Başbakan için “siz Allah’ın bütün sıfatlarını taşıyorsunuz” gibi şirk anlamına gelen ifadeler kullanmış, fakat ne bizim Diyanet İşleri Başkanımız ne de din adamlarımız ağızlarını dahi açmamıştır.

8. Devletin makamları adeta bir siyaset malzemesi olarak kullanılmıştır. Mesela; Eski HAS PARTİ Genel Başkanı Numan KURTULMUŞ ve Demokrat Parti Genel Başkanı, genel başkanlık dönemlerinde Recep Tayip ERDOĞAN’a ve AKP’ ye her türlü hakareti ettiği halde, bunlara birer bakanlık koltuğu vererek iktidar partisine transfer etmişler ve bakan yapmışlardır. Yine Tuğrul TÜRKEŞ’E Başbakan Yardımcılığı vererek partisinden koparmış, kendi saflarına katmışlardır.

Devlet kademelerinde de liyakate önem verilmeyip, makamların ehil olmayan insanlara verildiği de hepimizin malumudur.

9. Bu ülkede “Parmağımdaki yüzükten başka servetim yoktur. Bir gün benim zengin olduğumu duyarsanız bilin ki çalmışımdır” diyen insanların gemileri olmuş, sizin gemileriniz var diyenlere de “ onlar gemi değil, gemicikler” diyerekten halkla dalga geçmişlerdir.

10. Nasıl ki, Bizans’ta Sanayi, ziraat ve ticaret Cenevizlilerin kontrolüne geçti ise ülkemizde de Sanayi, ziraat ve ticaret yabancıların eline geçmiş, özelleştirme adı altında Cumhuriyetimizin kazanımları olan kurum ve kuruluşlar yabancılara değerinin altında satılmıştır. En son olarak ta ordumuzun göz bebeği olan tank ve palet fabrikası ihaleye dahi çıkarılmadan Katarlılara satılmıştır.

11. Ülkemizin aydın ve zenginleri dini ve milli değerlerini unutmuş, helal ve haram gözetmeden servetlerine servet katmaya çalışmıştır. Hakkın ve adaletin yerini menfaat ve çıkarlar almıştır. Menfaat ve çıkarlarını korumak içinde “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözüne dahi aldırmadan her türlü haksızlığa ve yolsuzluğa göz yummuştur.

12. Haziran 2018 tarihi itibarıyla devletin dış borcu, 453 milyar dolara çıkmış ve devlet 2019 bütçesinde yatırımlara 65 milyar TL. ayırırken faiz ödemelerine 117 milyar TL. ayırmıştır.

Ayrıca, hükümet yap, işlet devret modeliyle yaptırmış olduğu yol, köprü, tünel, hava alanı ve şehir hastanelerine devlet adına garantisi vermiştir. Verilen garanti kadar köprü, tünellerden araç geçmez, hava alanlarından yolcu uçuşu olmaz ve hasta hanelere hasta gelmez ise aradaki farkı devletin ödeyeceğini taahhüt etmiştir. Bu güne kadar da verilen taahhütlerin yarısı kadar bile geçiş olmadığı için devlet milyarlarca lira para ödemek zorunda kalmıştır.

2018 yılında 2 milyar TL. üzerinde ödeme yapılmış, 2019 bütçesine de bu taahhütlerin yerine getirilmesi için 3 milyar 717 milyon TL. Ödenek konulmuştur

Yavuz Bahadıroğlu’nun “ Tarihin Arka Sokakları” isimli kitabının 77. Sayfasındaki “Bizans Neden Yıkıldı” başlıklı bölümde belirtilen sebeplerin tamamının yukarıda da belirttiğim gibi günümüz Türkiye’sinde de aynen cereyan ettiği görülmektedir.

Allah korusun, ülkemizin de aynı akıbete uğramaması için yöneticilerimizin yapmış oldukları bu uygulamalardan biran önce vazgeçmesi, vazgeçmediği takdirde biran evvel değiştirilmesi gerekmektedir. 05. 01. 2019

Cemal YAVUZ

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.