SONTURKHABER
Haber Portalı

BÜYÜK BİR EDEP ÖĞRETİCİSİ!

İlk insanın yaratıldığı günden bugüne kadar “edep” olagelmiştir. Kişi, bazen duruşu ile bazen konuşması ile bazen susması ile bazen de duygu ve düşünceleri ile bu değeri gösterir, uygular. Bu değer ile insanlık dikey bir yükselişle ilerler ve hızlı gelişir. Edep, “toplum töresine uygun davranma, incelik” (Türkçe Sözlük, 1988: 671), Karahanlı Türkçesi döneminde yazılmış eserlerden olan Türk kültür ve tarihinin önemli şaheserlerinden Kutadgu Bilig’de ise “terbiye, ahlak güzelliği” (Üşenmez, 2006: 195) olarak tanımlanmaktadır:

kiçigde edeb yok ulugda bilig

otunlar üküş boldı yitti silig  (Arat, 2008: b. 6469)

(Küçüklerde terbiye, büyüklerde bilgi yok; kaba insanlar çoğaldı, nazik insanlar ortadan kalktı.)

Edep; kişinin yerinde, zamanında ve üslubunca davranması, söylemlerde bulunmasıdır. Edep; bir durum karşısında neyi, nerede, ne zaman, nasıl davranmasını bilmektir. Edep, hayatın her yönünü kapsayan görgü ve ahlâk kurallarıdır. Edep, Baki’nin ifadesiyle Allah tarafından insanlara verilen bir taçtır. O tacı giyen her beladan emin olur.

Edep bir tac imiş nur-u hüdâdan

Giy ol tacı emin ol her belâdan.

Edepte esas olan eline, beline, diline hâkim olmaktır (Pala, 1995: 162). İnsanoğlu yaratılışı itibariyle “yaratılanların en üstünüdür”. Onun bu üstünlüğü, akıldan ve aklı kullanma / kullanabilme yetisinden ileri gelir. Kişi aklı ile diğer varlıklardan ayrılır. İnsan; aklı ile yürür, konuşur, düşünür, icraatlarda bulunur, davranır, söyler, koşar, bulur… Bunların bazılarını diğer canlılar da yapıyor olabilir. Ancak, insanın yaptıklarında bir anlam, dirayet, bilinç, gaye, mefkûre vardır. İşte, kişiyi kemale ulaştıracak, kişinin terakkisini gerçekleştirecek, aklı doğru ve isabetli kullanmaya sevk edecek olan bu dirayet, anlam, bilinç, gaye ve mefkûredir.

İnsan, yeryüzünde yaratıldıktan sonra başıboş bırakılmamıştır. Nice resuller, nice nebiler, nice Allah dostları gelmiştir. Bu edip insanlar gelmiştir ki insanoğlu edepli olsun; neyi nerede, nasıl, ne zaman… yapacağını, edeceğini, davranacağını vs. gerçekleştirebilsin. Dolayısıyla insana “edep”in gereklerini öğretmek gayeleri olmuştur. Bu mümtaz şahsiyetlerin ifadeleri, davranışları, örnek hayatları kimi zaman günümüz insanlar tarafından unutulmuş / unutturulmuştur. Nitekim söz uçabilir, insan da “çiğ süt emmiştir” nankörlük edebilir. Yapısı itibariyle insan her zaman yanlışa, kötüye, olumsuza meyledebilir. Bunun önüne geçmenin de en etkili ve kısa yolu, yine ayırt edici bir nitelik ve özellik olan, aklı kullanmaktır. İnsan fıtratında doğruluk vardır. Buna da aklı ile ulaşacaktır. Nitekim kişi, yaratılışı üzere dosdoğru olmalıdır. Kişinin edepli olması, onun için başlıca bir yüceliktir, büyüklüktür. Bu değerin gereklerini yapan kişi hem bu dünyada hem de ebedî dünyada mutluluğu yakalayacak kişilerdendir. Kişiyi ve milleti hızlı bir ivmeyle dikey bir yükseliş sağlayacak; terakki ettirecek ve mutluluğun gelmesini hızlandıracak olan değerlerden biri de “edep”tir.

Sonuç olarak Yunus Emre (1241-1321)’nin ifadesi ile;

“Edebim el vermez, edepsizlik edene.

Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene!”

Yine Yunus Emre’ye sorarlar: Edep, en güzel kimden öğrenilir? Büyük Şahsiyet, tüm insanların pür dikkat kesilerek dinlemesi ve hayatlarına hayat kılmaları için şu ifadeleri dile getirir: “Edep, en güzel edepsizden öğrenilir.” Edepsizin yaptıklarını yapmayarak “edep” elde edilir. Günümüzde bazı gördüklerimiz, duyduklarımız; bazı yaşanılan durumlar ve kişiler bizim için en güzel “edep” öğreticisi olabilir. Yunus gibi düşünürsek hak ve hakikat adına söylem ve davranışlarını kullanmayanlar, elde ettiği makam ve konumlarının hakkını vermeyenler, sahip olduğu değerlerin kıymeti ölçüsünde değerlenemeyenler günümüz insanı ve gelecek nesil adına en büyük edep öğreticileridir. Vesselam…

KAYNAKÇA

ARAT, Reşit Rahmeti (Çev.), (2008), Kutadgu Bilig, Kabalcı Yayınevi, İstabul.

TOPRAK, Burhan, (2006), Yunus Emre Divanı, Promat Basım Yay. İstanbul.

PALA, İskender, (1995), Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ankara, Akçağ Yayınları, Ankara.

Türkçe Sözlük, (1988), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.

ÜNLÜ, Suat, (2012), Karahanlı Türkçesi Sözlüğü, Eğitim Yayınevi, Konya.

ÜŞENMEZ, Emek, (2006), Karahanlı Türkçesi Sözlüğü, Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kütahya.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.