SONTURKHABER
Haber Portalı

Kamuoyu araştırmaları ve siyaset!

Birileri işgal ettikleri makamlarında kalmak, bir başkaları gelirlerini daim kılmak, diğerleri iktidara yakın olmak için gerçekleri, ilkeleri ve değerleri çiğniyorsa orada gerçeğe ulaşmak mümkün olmaz.

Diğer yandan kurumları, kavramları ve değerleri amaç dışı kullananlar da gerçekte hem kendilerine hem de yaptıkları işe ihanet etmiş olmaktadırlar.

Son zamanlarda anket ya da araştırma adı altında yapılanlar gerçekleri ortaya çıkarmaya değil algıyı yönetmeye yönelik faaliyet olarak görülüyorlar.

İşin ilginç yanı da hem iktidarın hem de muhalefetin bu durumun farkında olmasına karşın hesaplarına uygun olması kaydıyla kamuoyu yoklaması adı altında yapılanları onaylamış olmalarıdır.

Adamın şirketinin adı “kamuoyu yoklama şirketi” olmasına karşın ne kamudan ne de oyundan haberi yok. Böyle bir şirket geçmiş dönem seçmen davranışından habersiz, kendisine işi verenin hesabına sonuçlar ilan ediyor. İhtiyaten de “kararsızlar”ı yüksek tutuyor.

Nerdeyse seçimlerin en büyük partisi olarak kararsızlar ortaya çıkacak.

Bazı kamu oyu yoklama şirketleri kendilerini finanse edenlere yaptıkları anketlerde önde gösterme gibi bir ön yargıyla hareket etmektedirler. Durum böyle olunca da yalnız hesabına gerçekleri manipüle ettikleri siyasiler nezdinde değil kamu oyu nezdinde de güvenlerini tüketmektedirler.

Siyasilerin kamuoyu yoklama şirketlerine değil halka bakması gerekiyor!

Bu seçim döneminde ekonomi siyaseti belirler haldedir. Halkın marketlerdeki davranışları her şeyi ifade eder durumdadır.

Amaç aracı meşru kılar mı?

Ülkeye hizmet etmenin bin bir çeşit yolu vardır. Bunlardan bir tanesi ama en önemlisi siyasettir. Nitekim siyasi partiler ülkeye hizmet etmenin araçlarıdır.

Her şeyden önce gelen, asıl olan, özne olan ülkedir. Partiler, politikalar, stratejiler ve  bütünüyle siyaset ülkenin var, milletin daim olması için ortaya konan hizmet araçlarıdır.

Siyasetin halk için yapılanı demokrasiyi, kişi için yapılanı baskıyı, servet için yapılanı yozlaşmayı doğurur.

Sonuçta nasıl ki su gider kum kalırsa, gün gelir partiler ve politikalar da gider ülke/millet ve devlet kalır.

Ebed müddet olan devlettir.

Makyavelli şöyle der: “İnsan, yönetim için bir araçtır. Yöneticiler, kendisini dini bütün, dürüst, güvenilir, iyi yürekli, adil, yansız olduğuna inandırmalıdır. Ama yönetenin bu nitelikleri kendinde bulundurması gerekmez.

Liderin amacına ulaşması için uygulayabileceği her yöntem ve davranış yasaldır. Başarıya ulaştığında yöneticinin uyguladığı yönetim ve eylemleri tartışılamaz, yasa sayılır.

Kral iktidarını güçlendiriyorsa dini yaygınlaştırmalı ve dindarları korumalıdır. Eğer din, kralın iktidarını sürdürmesine mani oluyorsa dini yasaklamalı ve dindarları ezmelidir.”

‘Amaç aracı meşru kılar’ yaklaşımı Makyavelizmin özüdür.

Demokrasiler Makyavelist tavır kaldırmaz!

Diğer yandan siyaseti ahlakileştirmek için yola çıkanlar bunun çok zor olduğunu görünce ahlakını siyasileştirmek gibi bir yola sapmaktadır.

Bunu da amacı kutsallaştırarak yapmaktadırlar.

Amacı kutsallaştırmak ve kendi kutsadığı amaç için her aracı meşru görmek de ahlakın siyasileştirilmesi anlamına gelir.

Ahlakın siyasileşmesi gerçeği gerçek, dini din, bilimi bilim, insanı da insan olmaktan çıkarır.

Siyasileşmiş ahlaklar her şeyi algı yönetiminin aracı haline getirirler.

Böylece amaçlar araç, değerler paspas, inançlar martaval haline gelir.

Bir iş insanı Robert Bosch, “İnsanların güvenini kaybetmektense zenginliğimi kaybetmeyi tercih ederim…” der.

Siyasetçi de en azından ‘halkın güvenini kaybetmektense iktidarı kaybetmeyi tercih ederim’ diyebilmelidir.

Halk için değil kendi kişisel iktidarı için siyaset yapanlar ancak Makyavelist mantıkla ‘her şey iktidar içindir’ diyebilir.

Bir biçimde bir makamı eline geçirenler orada kalmak için her aracı kullanmayı, her şeyi yapmayı göze alıyorlarsa oradan demokrasi göç eder.

Kaynak :: Kamuoyu araştırmaları ve siyaset! – Özcan YENİÇERİ

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.