SONTURKHABER
Haber Portalı

MİLLİ VE DİNİ DEĞERLERİMİZ

Merhum Galip ERDEM Beyin “Bizler dava’yı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk, bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu ama küçük bir noksanımız olduğunu fark ettik: Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız” sözünden hareketle; “Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklarla mücadele edeceğiz” diyerek siyaset sahnesine çıkıp, devletin yönetimini ellerine aldıklarında bu söylemlerini nasıl unuttuklarını bir önceki yazımda sizlerle paylaşmıştım.

         “Biz millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik” diyerek iktidar olanların, bir tek yüzükten gemiciklere, gecekondulardan yılık masrafı 658 milyon dolar olan saraylara taşındıklarını, 500 milyar dolarlık uçaklara bindiklerini, milletle aralarına binlerce koruma duvarı ördüklerini hep birlikte gördük ve şahit olduk.

         Bütün bunlara Türk Milleti sayesinde sahip olan Sayın Recep Tayip ERDOĞAN, zirveye çıktığında kendisine bu imkânları sağlayan milleti unutmuş, Midyat Köşk Meydanında yapmış olduğu bir konuşmada “Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız.” diyebilmiş, katılmış olduğu bir televizyonun canlı yayınında da “Ne Türkçülük, ne Kürtçülük, suculuk buculuk yok. Türkiye vatandaşlığı var” demiştir. Anayasamızdan da Türk kelimesini çıkarmaya çalışmışlardır. Hatta AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk diyen milletvekilleri çıkmıştır.

            Sayın Recep Tayip ERDOĞAN; Türk milletini de bir etnik grup olarak görmüş ve  “Türkiye’de 36 etnik grup var” diyerek bu milleti 36 parçaya bölmüştür. Oysa Lozan Antlaşmasında,  Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan Müslüman unsurları Türk olarak kabul etmiş, azınlıkları da Müslüman olmayanlar olarak tanımlamıştır.

            Bugünde, bir Rabia işareti yapmakta, “Tek millet, tek devlet ve tek bayrak” demekte ve bir türlü bir ad söyleyememektedir. Oysa tarihi kaynaklar da ve yeryüzünde ne bir tek millet, ne bir tek devlet, ne de tek bir bayrak vardır. Her milletin bir adı, bir devleti ve bir bayrağı vardır. Bu topraklarda yaşayan milletin adı Türk, devleti Türkiye Cumhuriyeti, bayrağı da Türk Bayrağıdır.

            Dün “Ben Büyük Orta Doğu Projesinin Eş Başkanıyım” diyen ve Amerika’nın Irak’ta savaşan askerleri için “kahraman çocuklarınızın anavatana en az kayıpla dönmesini umuyor ve dua ediyoruz…” diye dua eden Sayın Recep Tayip ERDOĞAN, “Allah affetsin, bizi aldatmışlar” diyerek çark etmiştir. Fakat hala Büyük Orta Doğu Projesinin Eş Başkanı’dır. Yahudi Cemaatinden almış olduğu “Üstün Cesaret Ödülü”nü iade etmemiştir. Yerli ve millilikten bahsetmektedir. Ama “Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma, Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi, Tartalet içerisinde Antakya usulü Humus, Susamlı Levrek Simidi, Aydın usulü kuzu çöp şiş.”le beslenmekte ve halkına hizmetkârlık  yapmaktadır.

            Diğer yandan;  İslam, başörtülü bacılarımız diyerekten iktidar olmuşlar, başörtüsü problemini çözmüşler, imam hatip okullarının sayısını ve imamların maaşlarını artırmışlardır.

 Ancak yasalarımızdan zinanın suç olmasını çıkarmışlar, hayat kadınları kartvizitlerini sokaklarda dağıtarak müşteri toplamaya başlamışlardır. Bir başka deyimle, milletin namusu sokağa dökülmüştür.

            Bu gün başta imam hatip okullarımız olmak üzere okullarımızda gençlerimizin “deizm”e ( Allah’ın varlığına inan, fakat peygamberleri kabul etmeyen)kaydığı tespit edilmekte ve Gençlik ve İnanç çalıştaylarının konusunu teşkil etmektedir.

            Diyanet İşleri Başkanlığının ve camilerimizin siyasete bulaşması sebebiyle camilerimizde namaz kılan cemaat azalmıştır. İmam hatip okullarımızda da % 64 kontenjan açığı bulunmaktadır.

            Bunlara çözüm bulacak iktidarda, İşgal yıllarında Ermeni çetelerinin bölgedeki Müslüman kadınları kaçırıp, namuslarını kirlettikleri yer olan Akdamar başta olmak üzere milyonlarca lira harcayarak kiliseleri onarmaktadır.

            Ne yazık ki, Türk Milliyetçiliğinin ocağı olan MHP’nin bugünkü yöneticileri de bu iktidarla birlikte hareket etmekte, basta Başbuğumuz Alparslan Türkeş olmak üzere, bu dava için şahadet şerbetini içmiş olan ülküdaşlarımızın kemiklerini sızlatmakta, ömrünü bu davaya harcayanlarımızı da üzmektedir.

                                                                                                                      14.10.2018

                                                                                                                      Cemal YAVUZ

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.