SONTURKHABER
Haber Portalı

NEREDEN NEREYE

Biraz tarih bilgisi olan herkes bilir ki; Büyük Hun İmparatoru Türk ülkücülüğünün örnek şahsiyeti Mete Han (Oğuz Han)’a, devletinin güçsüz ve hazırlıksız olduğu dönemde Çin hükümdarı, Hunları savaşa kışkırtmak için bir elçi gönderir. Mete Han’ın atını ister.

Mete Han, Kurultayı toplar, olayı görüşmeye açar. Hun Beylerinin hepsi bunu bir hakaret olarak sayar ve Çin ile savaşa girilmesini isterler.

Ama Mete Han, kendisine ait bir şey için milletini savaşa sokmayacağını bildirir ve atını Çin Hükümdarına gönderir. Bir müddet sonra, Çin’den yeni bir elçi gelir. Mete Han’ın eşini ister. Verilmezse savaş açılacağını bildirir. Mete Han yine kurultayı toplar, Oğuz Beylerinin tamamı bu olaya sinirlenir mutlaka Çin’le savaşılmasını önerirler. Mete Han yine karşı çıkarak milleti savaşa sokmamak için eşini de Çin Hükümdarına gönderir.

Çin Hükümdarı üçüncü defa bir elçi gönderir, Hun ülkesinin işe yaramaz, çorak bir parçasını ister. Mete Han yine kurultayı toplar, bu defa Hun Bey’leri, kesin bir kararla, Meta Han’ın, atını ve eşini verdikten sonra işe yaramaz bir toprak parçası için savaş yapmanın uygun olmayacağını bildirirler.

Met Han söz alarak, “atımı istediler verdim. Eşimi istediler verdim. Çünkü bunlar benimdi. Ama istenilen torak parçası bu milletin malıdır bir karışını dahi vermem. Hazırlanın savaşacağız.” Der.1

Yine, bir Yahudi devleti kurmak isteyen, Yahudi bir hukuk doktoru ve Gazeteci olan Theodor Herzl’i, Yahudi zenginlerini toplayarak bir karar alır. Yıldız Sarayına Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit Han’a gider. “Osmanlı Devletinin bütün dış borçlarını ödeyeceğini, Ermeni

Meselesini Osmanlı lehine halledeceğini, Avrupa’daki Türk aleyhtarlığını hafifleteceğini, Orta Doğu’da Türk gençleri için bir üniversite kuracağını, Jön Türklerin Lideri Ahmet Rıza’nın faaliyetlerine mani olacağını” samimî bir şekilde Sultan II. Abdülhamit’e anlatır ve karşılığına da bu günkü İsrail’in Filistin’de devlet kurulduğu yerdeki toprakları ister.

Sultan Abdülhamit; “İstenen toprak bana ait değildir. O milletime aittir. Bu devleti kuran ve kanıyla besleyen milletime ait bir toprak parçasını herhangi birisine vermek veya bizden koparılmasına razı olmaktansa, yeniden kanımızla yıkamayı tercih ederiz. Benim Suriye ve Filistin’den gelen iki alayım Plevne’de son neferlerine kadar şehit oldular. Türk İmparatorluk toprakları bana değil, Türk milletine aittir. Bu İmparatorluğun hiç bir parçasını hiç bir kimseye veremem.” diye cevap verir. 2

Günümüzde ise, 11.02. 2010 tarih ve 2010/ 139 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan, Türk Vatandaşlığı Kanununa İlişkin Yönetmenlikte değişiklik yapılarak;

1. En az 500 bin TL. Sabit sermaye yatırıma yapanlara,

2. En az 250 bin dolar taşınmaz mal alanlara,

3. Üç yıl süreyle Türk bankalarında 500 bin dolar tutanlara,

4. 500 bin dolar Gayrimenkul yatırım fonu katılma payı veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma payı alanlara

5. 50 kişiye istihdam yaratanlara,

Türk vatandaşlığı verileceği yasal güvence altına alınmıştır. Yani bir başka deyişle vatan toprak ve gayrimenkullerinin para karşılığında yabancılara satısı sağlanmış, beş bin yıllık Türk geleneği yıkılmıştır.

Bunu fırsat bilen gayri menkul pazarlamacıları, hava alanlarına, uluslar arası reklam ajanslarına reklam vererek kanla aldığımız ve her karış toprağında şehitlerimizin kanı bulunan bu vatan topraklarının satışına başlamışlardır.

Ayrıca, Yunanistan’a bırakıldığı söylenen ve yazılan 18 ada ile ilgili olarak yetkililerden hiçbir ses çıkmamakta, Yunanistan’da gün geçtikçe bu adalara yerleşmekte ve askeri yığınak yapmaktadır.

Asıl devlet bekası işte budur. Türk İslam Ülkücüleri ecdadını örnek almalı, bu karalara ortak olmamalı ve bu gidişe bir son denilmelidir.

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene”

“Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin”

01.06..2019

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.