SONTURKHABER
Haber Portalı

Nihat Çetinkaya’nın Ardından… Kaynak – Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yeni nesiller için neyi çağrıştırıyor bilemem fakat Nihat Çetinkaya benim için “özgür düşünce, siyasi-sosyolojik sorgulama, Türk Dünyası, siyasal islam tehlikesi, aksiyoner gençlik eylemleri, aralıksız okumak, güncel yorumlama ve her şeyden önce vefa” demektir. Kerameti kendinde arayanlar bilmez. Sonuç da Türk Milliyetçiliği’nin Türkiye’de zemin buluşunun sağlıklı sosyolojik araştırması gelip geçen iktidarlara, küçük ortaklıklara rağmen yapılmadığı gibi “lider kült”ü ile engellenmiştir bile…

1968’de bütün dünyada sosyalist rüzgarlar eserken, Ülkücü hareketin hiç hesap da yok iken yeşerip, kısa zamanda gençlik hareketlerinde etkin konuma gelişinin yerel faktörleri unutulamaz. Lokal bölgelerde öyle gençlik önderleri vardır ki isimleri ile Milliyetçi-Ülkücü hareket ile özdeşleşir. “Doğu’nun Başbuğu” olarak bilinen Yılma Durak bunlardan biridir. Durağı uçmak olsun Komando Mustafa Ok bir diğeri ise Nihat Çetinkaya‘da gerçeğin ta kendisidir. Komando Mustafa Tarsus-Mersin-Adana bölgesinin gençleri üzerinde etkili olmuştur. Yılma Durak Erzurum-Erzincan ve bölgesinde… Geçtiğimiz gün toprağa verdiğimiz Nihat Çetinkaya Iğdır’lı idi. Iğdır, Kars, Ardahan, Bitlis, Muş, Bingöl gibi bölgelerde kürtçü-dinci örgütlenmelere karşı “Milli-Türkçü akım”ın çığ gibi büyümesine sebep olanların başındadır. En önemlisi emperyalizmin “alevi-sünni çatışması planını” bozanlardandır.

Bu gün üç isim örnek verdim. Elbette yüzlercesi var. Yozgat’tan sonra Diyarbakır’da mücadele verip, İstanbul’da “efsane” olan Mehmet Gül‘ü de unutmayalım. Memleketlerinden büyük şehirlere üniversitelere gelen bu “yolbaşçı”lar, “hemşehirlilik” gerçeği ile etraflarına topladıkları “kavruk Anadolu Gençleri”ni “liderlik ve belagat”ları ile kısa sürede “gençlik önderi” haline dönüştürmüşlerdir.

60’lı, 70’li ve hatta 80’li yılların “Soğuk Savaş dönemi” koşulları mutlaka sorgulanıp, tartışılmalı. Nihat Çetinkaya 70’li yılların İstanbul Ülkü Ocakları başkanı olarak yüklendiği misyonu başarı ile yerine getirenlerden. 12 Eylül darbesi ile dağılan kervanın yeniden yola devam etmesi için de gayret etti.

MÇP’nin açılımını saray sofrasının müdavimleri hatırlamayabilir. Milliyetçi Çalışma Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığı’nı üstlendiğinde Atsız Hoca‘nın deyimi ile “İtler bile gülecek kimsesizliğimize” dizelerini terennüm ediyorduk. Türk Milliyetçiliği’nin Anadolu’ya hapis edilemeyecek kadar büyük bir hareket olduğunu bilinciyle Türk Dünyası’na açılması gerektiğine kafa yoranlardan birisi de Nihat Çetinkaya idi. Iğdırlı olmasının avantajı ile sınırımızdaki Nahcivan ile ilk irtibatı kuranlardandı. 90’lara yaklaşırken Azerbaycan’da bağımsızlık mücadelesi için yer altında Ebulfez Elçibey önderliğinde çalışan “Azerbaycan Halk Cephesi” ile iletişim kurdu.

Ermenilerin Karabağ’daki ilk saldırılarını O duyurdu. “Hazar” adını verdiği haftalık dergi ile Azerbaycan’daki gelişmeleri Türkiye’nin yanı sıra dünya kamuoyunu bilgilendirmek için çaba sarf etti. Rahmetli Kemal Çapraz, Sevgili Rasim Ekşi ve Ahmet Efe ile beraber ben de omuz vermeye çalıştım. Nahcıvan üzerinden yardımların Bakü’ye ve çatışma alanlarına ulaşması için tehlikeleri göze aldı.

Turgut Özal’ın “Onlar şii biz sünniyiz İran’a daha yakınlar” gafını yaptığında Türkiye ile Azerbaycan arasında diplomatik ilişkinin mimarlarından oldu. Aynı Özal’ın ölümünden 4 gün önce Bakü’deki Gülistan Sarayı’nda, Elçibey ile kolkola “Çırpınırdı Karadeniz” şarkısını söylemesini sağlayanlardandır. Elçibey’in “Başdanışmanı” olduğu günlerde Ermeni işgali sürerken Bakü’de karşılaşıp, uzun ve anlamlı görüşmeler yaptık. Yeni kurulan devletin hendikaplarını anlatıp benim isyanımı dindirmeye çalıştı. “Özal Öldü” manşetini atan merhum Necdet Sevinç‘i yad ettik.

ABD’nin taşeronu olarak Türk Dünyası’na sızmaya yeni başlayan FETÖ’ye ilk dikkat çekenlerdendir. “İnsani yardım”, “Okul kurma”, “Zaman Gazetesi” yayınlama adıyla hain planlarını uygulamaya koymaya çalışan FETÖ’cülerin yeni palazlandığında, “ABD’nin yeşil kuşak projesi”ni tartıştık sabahlara kadar. Sadece Türkiye’nin değil Türk Dünyası’nın başına FETÖ’nün belâ olacağı gerçeğini ta o zaman tesbit ettik. Petrol ve doğalgaz zengini Azerbaycan yeni kuruluşun sancılarını yaşarken Nihat Çetinkaya hiç küsmedi. İrtibatı koparmadı. Aile varlığının önemli bölümünü, ömrünü vakfetti.

Türkiye’mizin en önemli meselesine el attı. Akademisyen titizliği ile “Kızılbaş Türkleri” yazıp, fikir dünyamıza hediye etti. Sağlığı bozuldu. Ayvalık’ta inzivaya çekildiği yıllarda bile aklı fikri Türk Dünyası’ndaydı… Mekanı uçmak olsun… Türk Dünyasının başı sağolsun… Güle güle Nihat Ağabey…

NOT: Bugün (Cumartesi) Konya’da Ahde Vefa Turan Birliği Derneğine Selcan Taşçı Hamşioğlu ile Saat 14.30 da konuk olacağız. Söyleşip, kitap imzalayacağız. Bekleriz efendim

Kaynak : Nihat Çetinkaya’nın Ardından… – Yavuz Selim DEMİRAĞ

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.