SONTURKHABER
Haber Portalı

TÜRK KÜLTÜRÜNDE “AŞURE”

Türk milleti öyle büyük bir millet ki; geçmişten günümüze hangi kültürle tanışıp iletişim hâline geçtiyse o kültür ile kendi öz kültürünü harmanlayıp geçmişini geleceğe yansıtarak diğer kültürlerden farklı olabilmeyi başarmış, gelişmiş ve en köklü kültüre sahip olma payesine ulaşmıştır. Millî Şairimiz dizelerinde şöyle der:

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

Gelmişiz dünyaya milliyyet nedir öğretmişiz!” (Ersoy, 2007; 416)

Orta Asya’dan Anadolu’ya gelene kadar yüzyıllar içinde Türk kültürünün tanıştığı pek çok kültürden en önemlisi de elbette İslam kültürü olmuştur. İslam kültürü içinde Hz. Peygamberimiz ve kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in anlattıklarının dışında, onların dile getirdikleriyle beraber kendi kültürünü yoğurabilen ender milletlerden biridir Türk ulusu. Çünkü Türk kültürü ve medeniyeti her zaman ileriye dönük gelişmeye açık ve uygun olmuştur. Nitekim, kültürümüzle hemhâl olmuş İslam kültürü içinde pek çok önemli gün ve geceler vardır. İşte bunlardan biri de “Aşure günü”dür.

Arapça kökenli olan “Âşûra” sözcüğü, “on” sayısıyla ilgili olup günümüzde Hicrî takvimin (Ay yılı takvimi) ilk ayı olan Muharrem ayı içinde pişirilen, içerisinde on ya da daha fazla ürünlerle yapılan bir yiyecek olarak edebiyatımıza girmiştir. Muharrem ayının 10. günü “Aşure günü” olarak anılır. Tarihe baktığımızda bugün; Hz. Âdem, Allah tarafından bağışlanmış, Hz. Nuh’un gemisi tufandan kurtulmuş, Hz. Musa ve kavmi firavununu zulmünden kurtulmuş, Hz. Eyüp peygamberin hastalığı sona ermiş, Hz. Yunus peygamber balığın karnından kurtulmuş, Hz. İbrahim peygamber ise Nemrut’un ateşinden bugün kurtulmuştur. Yine bugün, Hz. Hüseyin ve arkadaşları- ordusundaki ihanetin bir neticesi olarak- Kerbelâ’da Yezid’in ordusu tarafından şehit edilmişlerdir.

Dünyanın yaratılışı, Hz. Eyyüb’ün hastalığının iyileşmesi, Hz. Yunus’un yunus balığının karnından çıkması (dokuzuncu gün), Hz. İsa’nın doğumu ve göğe çıkışı, ilk yağmur, Hz. İbrahim’in ateşe atılışı ve ateşin Hz. İbrahim’e soğuk olması, Hz. Yusuf ’un kuyudan çıkışı (üçüncü günü) ve Hz. Yakub’un gözlerinin iyi olması, Hz. Musa’nın Tur dağına çıkışı (beşinci gün) ve İmam Hüseyin’in şehid edilmesi (onuncu gün), Hz. Âdem’in pişmanlığı, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağına varışı, Hz. Yahya’nın doğuşu, Hz. Zekeriya’nın yaşlılığında çocuğu olsun diye Allah’a ettiği duanın kabul edilişi, (And, 2002: 36-37), Hz. İdris’in semaya yükseltilmesi, Hz. Davud’un tevbesinin kabul edilmesi ve Hz. Süleyman’a mülkünün geri verilmesi, arşın yaratılışı, Peygamber Efendimizin geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlandığı müjdesinin Hz. Peygambere verilmesi vs. (Şener, 2007: 17-18-19) tarihteki tüm bu olaylar Muharrem ayında meydana gelmiştir.

Aşureye Anadolu’da muhtelif isimler verilmiştir. Mesela Gaziantep’te “şirinli şovra” veya “şirinli çorba”, Kilis’te “‘aşır”, Çorum yöresinde “pekmezli hedik” (Yücecan, 1999:323; Türk Mutfağından Örnekler, 1993:334), Sivas yöresinde “pekmezli hedik” (Tokuz, 1996:76) veya “üzümlü çorba”, “alaca aş” (Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar 1995-1996, 1996: 75).

Peygamberimiz Dünya’ya geldiği ve risaleti döneminde Araplar arasında Aşure gününe hürmet vardı. Yahudiler ve Hıristiyanlar da bugüne hürmeten oruç tutarlardı. Peygamberimiz de Müslümanlara bugüne hürmeten oruç tutmalarını emretmiş; Ramazan ayında oruç farz kılındığı zaman bugün de oruç tutmayı kişilerin isteğine bırakmıştır. Gayri Müslimlere benzememek ve onların davranışlarını taklit etmenin yasaklanması üzerine Aşure gününden bir gün evvel, o gün ve sonraki gün için Müslümanların oruç tutmalarına izin vermiştir (Yavuz, 1991; 24).

Aşure’nin ortaya çıkışıyla ilgili değişik rivayetler vardır. En çok yaygın olan inanış ise Hz. Nuh’un tufan olayı esnasında gemisinde bulunan inanmış insanların acıkmaları ve yiyecek bir şey bulamamaları üzerine herkes yanında bulundurduğu erzaktan birer avuç ortaya koyarak ortaklaşa bir yemek pişirmişlerdir. Gemi Cudi dağına oturduğu zaman bu yemek pişirilmiş ve yemek yendikten sonra hayatlarına devam etmişlerdir.

Türk milleti olarak biz, birçok ulusun tarihini etkilemiş, destanlarına hatta efsanelerine girmeyi başarmışızdır. Birçok kavim ve millet “Türk” adına farklı rivayetlerle kendi kültürlerine göre farklı anlamlar vermiş ve farklı şekilde yazmışlardır. İsrailiyat kaynaklarından olan Tevrat rivayetlerine göre Türk, Hz. Nuh’un neslindendir. Türk, Hz. Nuh’un üç oğlundan Yafes’in torunu olarak kabul edilir, bazı kaynaklarda Türk’ün doğrudan doğruya Yafes’in oğlu olmamakla beraber onun neslinden olduğu da kabul edilen görüşler arasındadır.

Kökenini Nuh Aleyhisselam’ın oğullarından Yafes’e dayandıran Türkler, elbette onun sünnetini uygulaya gelmiş olmaları muhtemeldir. Türkler Müslüman olduktan sonra da kutlamaya devam etmişlerdir. İnsanların birbiriyle kaynaşması, dayanışması ve yardımlaşması açısından güzel bir davranış olan bu geleneğimizin sürdürülmesi, gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir.

Aşure, bizim hem millî hem de dinî kültürümüzde var olan bir unsurdur. Bugün, Türkiye topraklarında ve tüm dünyada Türklerin üzerinde oynanan oyunların bertaraf edilmesi yine, bu milletin güç ve kudreti ile olacaktır. Nitekim bu Muharrem ayı, yeni bir yılın ilk ayı olması yanında, pek çok iyilik ve güzelliklerin, yine uluslara medeniyet öğreten bir millet olma sürecinin başlangıcı olacaktır.

KAYNAKÇA

And, Metin, (2002), Ritüelden Drama- Kerbela- Muharrem- Taziye. I. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.

Ersoy, Mehmet Âkif, (2007), Safahat, (Haz. A. Vahap AKBAŞ), Beyan Yayınları, İstanbul.

Şener, Âdem, (2007), Aşura ve Muharrem Ayı. 1. Baskı, Sistem Matbaacılık, İstanbul.

Tokuz, Gonca, (1996), Gaziantep Tatlıları, Gaziantep Üniversitesi Vakfı Yayını, Gaziantep.

Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar 1995-1996. (1996), Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Yayını No: 17, Ankara.

Türk Mutfağından Örnekler, (1993), Hazırlayanlar komisyon, Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayını Ankara

Yavuz, Yusuf Şevki, (1991), “Aşura” Diyanet İslam Ansiklopedisi, C: 4, s.24, TDV Yay., İstanbul

Yücecan, Sevinç, (1999), “Aşure”. Beşinci Milletlerarası Yemek K

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.