SONTURKHABER
Haber Portalı

ÜLKÜCÜ VE ÜLKÜCÜLÜK

Günümüzde ülkü ve ülkücülük denildiğinde hemen insanlarımızın aklına bir siyaset ve siyasî partiler gelmektedir. Oysa ülkücülüğün siyasî bir yanı yoktur. Hiçbir siyasî kurum veya kişinin de tekelinde değildir. Ülkücülük bir değerler bütünüdür. Bu değerleri hayatının her aşamasında yaşayan ve idrak eden kişiye ülkücü denilmektedir. Yaşamının her safhasında bu değerleri yaşamış ve idrak etmiş olan Galip Erdem, Ülkücülüğü şu şekilde tanımlamaktadır.

“Ülkücülük; Bağlandığı bir üstün değerde kendini aşma cehdidir. Dünya zevklerinden, bedeni hazlardan bu gaye uğruna vazgeçebilme gücüdür. Doğru, güzel ve haklı fikirlere bağlanmak kolay, ama inandığımız fikirlerin şartlarına uymak zordur. İşte bundan ötürü herkes milliyetçi olabilir. Fakat ülkücü olamaz.1”

Rahmetli Galip ERDEM; Hocanın da belirttiği gibi ülkücülük bir yaşam tarzıdır. Ülkücüyüm demekle, Ülkü Ocaklarına girip çıkmakla veya bir partiye mensup olmakla ülkücülük olmaz. Ülkücü bir dava adamıdır. Milleti için fedakârlık yapmaz, kendisini milletine feda eder.

Tuğrul SALMAN; Türk İslâm Ülküsünün Temel Meseleleri adlı eserinde Ülkücü insanın vasıflarını şu şekilde sıralamıştır.

1. Ülkücü; Çekilen cefayı, sefa gibi karşılayacak bir yüreğe sahiptir.

2. Ülkücü; Dünya nimetlerin yana nasipsizdir. Çünkü onda gözü yoktur.

3. Ülkücü; Ben sevgisinden uzak, nefsini yenmiş insandır. Onun mücadelesinde en büyük engel “ben” sevgisi ve “nefis”tir.

4. Ülkücü; “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyerek gerçek hürriyeti ve mutluluğu “mutlak varlıkta” arayan insandır.

5. Ülkücünün imanı kavi, ruhu berrak, vücudu sıhhatlidir.

6. Ülkücü; Vakarlı, itaatkâr ve şecaat sahibidir.

7. Ülkücü; İpeğe sarılmış çeliktir. Dış görünüşü şahin gibi, ama içi sevgi doludur. Bunun için de; Mazluma “Yunus gibi,” zalime “Yavuz gibi’dir.

8. Ülkücü; Vatanını aşk derecesinde sever, vatanını milletinin gül bahçesi olarak görür.

9. Ülkücü; Milliyetçidir, ama başka milletlerin de varlığın saygı duyar.

10. Ülkücü; Bayrağını milletinin şerefi bilir ve ona asla dil uzattırmaz.

11. Ülkücü; Milli şuur ve milli ülkülerle bezelidir.

12. Ülkücü; Fena fi’l-devlettir. (Ülkücü devleti için kendini feda edendir)

13. Ülkücü; Fena fi’l-milletir. (Ülkücü milleti için kendini feda edendir)

14. Ülkücü; Cahid-ü fillahtır ( Ülkücü Allah yolunda savaşandır)

Diye ülkücünün vasıflarını sıralamıştır.

Bende GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN adlı kitabımda ülkücülüğü şu şekilde tanımladım.

Ülkücülük; Ne kula kul olmaktır, ne de yaprak gibi savrulmaktır. Davasının araksında,

adam gibi durmaktır.

Ülkücülük; Halkın yanında, Hakk’ın yolunda, eğilip bükülmeden hedefe yürümektir.

Ülkücülük; Yalan, riya, haset olmadan, bölüp parçalayana fırsat vermeden, atılıp ileri, geri dönmeden, vatan uğruna can vermektir.

Ülkücülük; Turan’dır, kızıl elmadır, nerde bir Türk varsa ona kardeşçe sarılmaktır. Yer yarılıp, gök çökse, yine Türk gibi yaşamaktır.

Ülkücülük; ilimde, teknikte, ilerlemek, yükselmek, Türküm

Bende GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN adlı kitabımda ülkücülüğü şu şekilde tanımladım.

Ülkücülük; Ne kula kul olmaktır, ne de yaprak gibi savrulmaktır. Davasının araksında,

adam gibi durmaktır.

Ülkücülük; Halkın yanında, Hakk’ın yolunda, eğilip bükülmeden hedefe yürümektir.

Ülkücülük; Yalan, riya, haset olmadan, bölüp parçalayana fırsat vermeden, atılıp ileri, geri dönmeden, vatan uğruna can vermektir.

Ülkücülük; Turan’dır, kızıl elmadır, nerde bir Türk varsa ona kardeşçe sarılmaktır. Yer yarılıp, gök çökse, yine Türk gibi yaşamaktır.

Ülkücülük; ilimde, teknikte, ilerlemek, yükselmek, Türk milletiyle birlikte yeni bir medeniyet kurmaktır.

Ülkücülük; Vatanı, milleti sevmek, medeniyet yolunda ilerlemek, her şartta, her ortamda, “Ne mutlu Türk’üm” diyebilmektir.

Şeklinde tanımladım.

Bu iki tanımda da kısa ülkücünün Türk İslâm davasının davacısı olduğu ortaya konulmaktadır. Davası da Türk İslâm Ülküsüdür. Bazı siyasal İslâmcılar din ile milliyeti bir birine zıt kavramlar gibi gösterip, önce Türk müsün? Müslüman mısın? Gibi sorular sorarak milletimizin kafa karışıklığına sebep olamaya çalışmaktadırlar. Oysa milliyet insanların kaderi, din ise seçimidir. İnsanlığı yaratan Cenabı Allah, hiç kimseye anasını ve babasını, dolaysıyla milliyetini seçme hakkı vermemiştir. Ama her insanın din seçme hakkı vardır. Bu gün Hıristiyan olan yârin Müslüman, bu gün Müslüman olan yârin Hıristiyan olabilir. Yani milliyet insanların kaderi, din ise seçimidir.

Büyük Türk Milliyetçisi Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ; “Türklük ve İslâmiyet’i birbirine karşıymış gibi göstermek isteyenler, Türk Milletini yıkmak isteyen satılmışlardır” diye tanımlamaktadır.2

Seyit Ahmet ARVASİ Hoca’da Türk-İslâm Ülküsü adlı eserinin 1. Cildin de Türk-İslam Ülküsünü şu şekilde açıklamaktadır. “Gençlerimiz tek vücut halinde, Türk-İslâm Ülküsü etrafında kenetlendiği, her türlü emperyalist düşünceye karşı Türk Milliyetçiliği şuuru içinde bütünleştiği, yabancı hayranlığından uzaklaşarak milli kültürümüzü geliştirme azmi, sloganların yerini ilmin ve bilginin alması, uyuşukluğun yerini alın terinin alması çabasıdır. Türk Milliyetçileri şunu iyi bilir; Türk milleti yeniden tarihine lâyık bir diriliş ve yükseliş hareketinde başarıya ulaşırsa İslâm bütün ihtişamı ile tekrar bütün âlemi parlatacaktır. Türk milleti yücelmişse İslâm da yücelmiştir. Türk milleti düşmüşse İslâm dünyası da perişan olmuştur. Bu sebepten bütün küfür Türk’e düşmandır.

Bu gün Orta Doğuda cereyan eden olaylar ve İslâm âleminin başına gelen felâketler Seyit Ahmet ARVASİ Hocayı doğrulmaktadır. Bu nedenle İslâm Âleminin ve bütün dünyanın Türk-İslâm ülkücülerine ihtiyacı vardır. Dünya ya nizam getirecek olan Türk-İslâm Ülkücüleridir.

ARVASİ Hoca; Türk-İslâm Ülkücülerini de şu ifadelerle tanımlamaktadır. “Kendini Allah ve Resulünün davasına adamış, sırf Allah rızası için canını, malını ve mevkiini; din ve devleti, mülk ve milleti için fedaya hazır, şanlı ve mukaddes ay yıldızlı bayrağının gölgesinde dövüşen, nefsini düşünmeyen ve ülküsünde fani olmuş yiğitlerd.Onlar büyük ve şanlı Türk

tarihinin doğurduğu, Allah ve resulünün hizmetine sunduğu ulvî kadrolardır. Küfrün oyunlarını bozan, cesaretini kıran, yolunu kesen kadrolardır.3

Dursun ÖNKUZU’ Yusuf İMAMOĞULU, Gün SAZAK ve bunlar gibi Türklüğü ve İslâm’ı korumak uğruna canını, kanını bu topraklar için veren ülkü devleridir. Bu uğur da şehit olan ülküdaşlarıma Cenabı Allah’tan rahmet dilerim.

Gerçek ülkücüler bunlar ve vatanı, milleti, dini ve kutsal değerleri için fedakârlık yapan değil, feda olmayan hazır olan vatan evlâtlarıdır.

Fertlerin kendi menfaatlerini, toplumsal menfaatlerin üstünde gördüğü, dünyevî ve nefsi arzuların öne çıktığı, doğruların yerini yalanların, dürüstlüğün yerini sahtekârlığın, ilim ve bilginin yerini cehaletin, aklın yerini biat kültürünün aldığı, insanların dini ve milli duygularının çıkar aracı olarak kullanıldığı toplumlarda gerçek ülkücünün sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Ama vardır.

“Bir doğru bin eğriyi düzeltir” özdeyişinden hareketle, milletine, dinine, vatanına bir aşkla bağlı olan ve kendisini bu değerler için feda etmeye hazır olan ülkücülerin bir araya gelmesi ve toplumun önüne düşmesi gerekmektedir. Elbette bu vurguncu ve soyguncu düzende bunları bir araya getirmek istemeyen, siyasetçiler ve toplum mühendisleri olacaktır.

Ama Cenabı Allah, Enfal Suresi, 22. Ayetinde “ Gerçek şu ki, Allah Katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.” Buyurmaktadır. Bu nedenle, kayıtsız ve şartsız olarak biat kültürü anlayışı ile bir yerlere, kişi veya kurumlara bağlanmadan aklımızı kullanmalı, doğru ve yanlışı akıl ve ilim yoluyla sorgulamalı, doğruyu bulmalı, yanlış yapan babamız dahi olsa doğrudan ve haktan yana tavır koymalıyız. Yaşantımızı da buna göre tanzim etmeliyiz.

Ülkü; ulaşılması gereken son hedef olduğuna göre, ülkücüler de bu hedefe ulaşıncaya kadar koşmak mecburiyetindedir. Çünkü bu ülkenin, Türk milletinin, İslâm ve insanlık âleminin bu kadrolara ve teşkilâtlara ihtiyacı vardır.

Bu gün ülkemizde ülkücülük adına kurulmuş birçok teşkilât vardır. Ama bu teşkilâtlar ülkücüleri bölüp parçalamaktan başka bir işe yaramakta veya birilerinin arka bahçesi olmaktadır.

Biran önce kendisini ülkesine ve ideallerine adamış olan insanların bir çatı altında toplanarak, yeniden ayağa kalması artık bir mecburiyettir. Ülkücüler ve ülkücülük siyaset cambazlarının elinden kurtulmalı, gerçek mecrasına dönmelidir.

Bu dilek ve temennilerle satırlarıma son verirken gerçek ülkücülere selam ve saygılarımı sunarım.

01.08.2019

Cemal YAVUZ

 

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.