SONTURKHABER
Haber Portalı

Uygur Özerk Bölgesi’nde neler oluyor?

Uygurlar kimdir?

Türklerin at koşturduğu, hükmettiği, yaşadığı, yani ata yurdu Doğu Türkistan; Uygurlar başta olmak üzere Kazak, Kırgız ve Özbeklerden oluşan 30 milyonu aşkın Türk’e ev sahipliği yapmaktadır. Bu Türk boyları genel itibariyle Müslüman’dır

8. yüzyılda Kök Türkler Orhun Irmağı ve çevresinde yaşarlarken, Uygurlar Selenge boylarında varlık göstermekteydi. 745 yılına kadar Kök Türkler tarafından yönetilen Türk devletinde yönetim bu tarihten itibaren Uygurlara geçer. 760’lı yıllarda Uygur devleti öyle güçlenir ki Çin’in iç işlerine müdahale etmeye başlar. 840 yılından sonra Kansu ve Turfan çevresinde hanlıklara sahip olan Uygurlar; Mani, Burkan ve en son da İslam dinlerine tâbi oldular ve girdikleri kültür çerçevelerinde ciddî kültür merkezleri oluşturarak binlerce yazılı eser verdiler.

1206 yılından sonra Cengiz Han’a gönüllü olarak katılan Uygurlar, Türk-Moğol İmparatorluğu’nun bürokrasisini oluşturdular. Hatta öyle ki Moğollar alfabe olarak Uygur alfabesini kullanmışlardır.

Doğu Türkistan’da Çin egemenliği ne zaman başladı?

1760’larda Çin istilası başlar. Uygurlar sayısız isyanla bağımsızlık savaşı verir. 1866’da Yakup Han liderliğinde başarıya ulaşan Uygurlar tarafından kurulan ve 1866-77 yılları arasında varlık gösteren bu bağımsız Türk devleti, birçok devlet tarafından tanınmıştır.

20. yüzyıla gelindiğinde iki kez bağımsızlık kazanan Uygurların devletinin ilki Sovyet Rus ve Çin işbirliğinde, ikincisi Mao liderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yıkılır. Binlerce Türk katledilir.

1953 yılında Doğu Türkistan’daki Çinli nüfusu %6 oranındadır. Komünist Çin, 69 yıldır bölgeye göç yoluyla milyonlarca Çinli’yi göndermiş ve bunun sonucunda oran %40’lar geçmiş durumdadır.

Bölgenin stratejik önemi nedir?

Bölge; İpek Yolu üzerinde stratejik bir konuma sahiptir. Zengin doğal gaz kaynakları, petrol ve kömür yataklarıyla küresel güçlerin dikkatini çeken bölge, yıllardır küresel güçlerin paylaşım oyunlarını oynadığı bir coğrafya konumundadır. Afganistan ve Doğu Türkistan; Çin, Rus, Amerikan ve İngiliz emperyallerinin savaş alanı olmuş ve bugün de olmaya devam etmektedir. Bölgede kurulacak bağımsız bir Uygur devleti acaba bu emperyallerin başına hangi çorapları örecek, bu zenginliğin paylaşılması konusunda hangi sorunları çıkaracaktır?

Dünyanın son küresel gücü olmaya çalışan ve son zamanlarda “Sosyalizm zenginliktir!” düsturuyla hareket eden Çin hükümetinin Müslüman Uygur ve Kazaklar üzerinde uyguladığı baskı politikalarının boyutları Nazi kamplarını aratmayacak düzeye ulaşmıştır. Bunun karşılığında Avrupa ve Amerika’daki emperyaller, Çin’de yaşanan baskı politikaları hakkında raporlar yayımlamaktadır ve bu raporlar dünyanın gözlerini bu bölgeye çevirmesini sağlamıştır. Böylece -ister iyi, ister kötü niyetle- bir kamuoyu oluşmasını sağlamıştır.

Doğu Türkistan’da yaşananlara Türk basının bakış açısı nedir?

Doğu Türkistan’da yaşananlara dikkat çekmek için son günlerde her yolu kullanmaya çalışan Doğu Türkistanlı Türklerin sosyal medya ve genel ağda birçok veri paylaştığı görülmektedir. Çok ilginç bir şekilde yine bu konuya dikkat çekmeye çalışanların belgesiz ve kanıtsız konuştuğu ifade edilmektedir. Bazı siyasi parti ve benzer görüşteki gazeteler, Sincan’a girişin serbest olduğu, Çin hükümetinin Uygur ve diğer azınlıklara baskı uygulamadığı, bunların kasıtlı olarak çıkarılmış haberler olduğu ve hatta burada direnen Uygurların terörist oldukları iddialarını ileri sürmekteler.(1) Aynı basın organları, Avrupalı ve Amerikalı bazı STK ve benzeri örgütlerin Türkiye’deki azınlıklar hakkında yayımladıkları raporları, doğru kabul edip yaymaları da ayrı bir ironi olsa gerek.

Kanıt mı istiyorsunuz?

Bir milletin şairleri ve yazarları, o milletin feryadıdır. Bu baskılar, 1800’lerden beri şiirler, romanlar yazan şair ve yazarların eserlerinden izlenebilir. Meraklısı; Teyipcan Eliyev, Lütfullah Mütellif, Bilal Azizi, Nimşehit, Abdtırrahim Tileş Ötkür, Ahmet Ziyai, Turgun Almaş, Enver Naşir gibi Uygur şiirinin temsilcilerinde bir halkın özgürlük özlemini arayabilir. Raporlar yanlıysa da şairler ve yazarlar da mı yanlıdır? Örneğin şu dizeler sizce neleri anlatır?(3)

Takatim kesildi burdaki halkın nidasından,

Kulaklarım duymaz oldu zincirlerin sedasından,

Ey zavallı mazlumlar! Suçu nedir vallahi,

Bir adımca yer kalmış bu vatan kucağından.

Nice yıl gezmiş idim diyar-i gurbeti,

Çekmedim hiç bir yerde bu ızdırabı,

Ağartmaya çalıştım dönüp vatana halkımı,

Mükafat olarak aldım azar ve azabı.

Bu karanlık yıllarda bulamadım adalet,

Adalet isteyince tutukladı hükümet,

Halkım için ilim ve terakkiyat istedim,

Niyetim saf, kalbim ak, işlemedim cinayet. (LÜTFULLAH MÜTELLİF)

İşte, kanıtlarımız diyerek bu bölgede bilimsel araştırmalar yapan Darren Byler’ın The Art of Life in Chinese Central Asia‘da yayımladığı makaleleri ve köşe yazılarını paylaşacağız.

Darren Byler, 2018’de, Washington Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde doktorasını tamamlamış bir akademisyen. Araştırmaları, Sincan’ın başkenti Urumçi şehrinde Uygur mülksüzleştirilmesi, kültür çalışmaları ve güvenliğe odaklanıyor. Contemporary IslamCentral Asian Survey ve Journal of Chinese Contemporary Artdergilerinde araştırma makaleleri yayınladı ve Çin’deki İslam etnografisi, ulusötesi Çin sineması ve seyahat ve temsil konularında köşe yazıları yazdı. Aynı zamanda dijital sanat ve siyaset havuzu The Art of Life in Chinese Central Asia’da yazıyor ve havuzun küratörlüğünü yapıyor.

Biz ne yapmalıyız?

Bu diziyi yayımlama fikri, Prof. Dr. İskender Öksüz’ün Misak editörleri ile paylaştığı, Foreign Policies genel ağ sayfasındaki bir yazıyı okumamızla başladı. Yazının daha önce The Art of Life in Chinese Central Asia‘da yayımlanmış olduğu bilgisine ulaştık. Yazarla iletişime geçip bu ve benzeri yazılarının tercümesini yayımlamak istediğimizi belirttik. Darren Byler, büyük bir memnuniyetle tam çevirilerin yayımlanmasına izin verdi.

Sanıyoruz ki küresel satrancın oyun tahtası haline gelmiş bölgede şah mat olmaya yaklaşmış soydaşlarımızın bölgeden yükselen feryatlarına bu gibi yazılar, kanıt oluşturabilir. Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmeye başlandığı bir dönemde, Türkiye’nin bölgede etkili olması gerekmektedir, Uygurlar ve diğer Türk azınlıklar üzerindeki baskının sona erdirilmesi konusunda yapacağı birçok şey olmalıdır. Bu şekilde Rus, Amerikan ve İngiliz emperyallerin de bölgede yaratabileceği karışıklık engellenebilir, soydaşlarımızın acılarının sömürülmesine engel olunabilir ve soydaşlarımızın yaralarına merhem olunabilir.

Kaynak:http://millidusunce.com/

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.