SONTURKHABER
Haber Portalı

YİNE “YENİ BİR EĞİTİM – ÖĞRETİM YILI” BAŞLARKEN

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2018 – 2019 eğitim- öğretim yılı çalışma takvimine göre okullar, 17 Eylül 2018 Pazartesi günü başlayacak, 14 Haziran 2019 Cuma günü sona erecek. Ayrıca okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5´inci sınıf öğrencileri, ortaöğretim kurumlarında eğitim ve öğretime başlayacak hazırlık sınıfı ve 9´uncu sınıf öğrencileri ile pansiyonda kalacak öğrencilerin, eğitim görecekleri okul hakkında bilgilendirilmesi, akademik ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesi, öğrencilerin yeni girdikleri eğitim ortamına kısa sürede uyum sağlamalarına katkıda bulunulması amacıyla 10-14 Eylül 2018 tarihlerinde uyum eğitimi yapılacağı planlandı.

Eğitim, hem bilgi verip öğretmeyi hem de verilen bilgileri istendik davranışlara dönüştürmeyi ifade eder. Ancak Türkiye’de eğitim anlayışı bir ayağı aksak olarak 1950’li yıllardan beri tek yönlü sadece “öğretim” yapmaya yöneliktir. Son zamanlarda bu durum biraz da olsa “eğitim”e kayar gibi olmuştur. Ancak bunun da henüz yeterli olmadığı okullarımızdaki öğrencilerin durumlarından anlaşılması hiç de zor değil.

Çocuklarımızın, geleceğimizin şekillendiği, milletimizin ve geniş manasıyla Türk milletinin dünya muvazenesinde söz sahibi olmasında en büyük etki oluşturacak gençlerin yetişmesini sağlayacak bir eğitim – öğretim…

Sosyal ve ekonomik, fiziksel ve psikolojik her alanda kişiyi güvenilir hissedecek, hürriyet ve bağımsızlığın verdiği tüm duygu ve düşünceleri yapabilme yetisini kazandıracak bir eğitim – öğretim…

Eğitim ve öğretim ile ilgili alınan kararların sık sık değişmesi ve ithal eğitim reformlarıyla yıllardır oyalanmak yerine; yerli ve “millî” bir eğitim – öğretim; adı üstünde “millî eğitim”… Bunun için de her zaman işin mutfağında olan “öğretmenlere” zaman zaman değil; sık sık söz hakkı vererek, mutfakta olup bitenlere birinci derecede vâkıf kişilerden fikirler alarak olmalıdır.

İyi ve güzel insan yetiştirmenin temel şartı, öncelikli ve birinci olarak, iyi ve güzel insanların yetişeceği ortamı hazırlamaktır. Nitekim her şey yerinde ağırdır. Her ürün kendi ikliminde, kendi toprağında, kendi suyunda olur, olgunlaşır. Bu yönüyle de irade sahiplerinin ön plâna çıkıp gerekli iyi ve güzel bir eğitim- öğretim zemini oluşturulmalıdır.

Milletlerin dolayısıyla devletlerin var oluşunda ve bekasında en önemli etken, şüphesiz eğitim ve öğretimdir. Kişiden aileye, topluma, millete ve daha sonra “insanlık”a geçiş merhalelerinde eğitimsiz ve öğretimsiz bir an dahi düşünülemez. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış tüm ülkelerde eğitim ve öğretim en öncelikli ve gerekli bir yatırım alanı olarak görülmüştür. Bu yönüyle geçici ve 12 yıla sıkıştırılmış bir eğitim – öğretim değil; “hayat boyu eğitim – öğretim”…

Günümüzde eğitim- öğretim kavramları, bilgi depolamayı esas alan bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bizim çocuklarımız bir “yarış meta”sı olmamalıdır. Eğitim- öğretim sistemimizi daha insancıl kılmak, çağın gerektirdiği bilim ve teknolojiyle yeniden biçimlendirmek, muasır medeniyetlere ulaşmak istiyorsak bu tek yönlü uygulama yerine; çocuklarımıza her türden duygu, değer ve davranış kazandırırken diğer taraftan da bilgi verip analiz yetisi ile araştırmacı bir nesil yetiştiren bir eğitim – öğretim sistemi inşa edilmelidir.

İçerisinde bulunduğumuz zor ve çetrefilli zaman diliminde, bu şartların üstesinden gelinmesi isteniyorsa, Türkiye’nin ve Türk milletinin en öncelikli konusu, eğitim ve öğretim olmalıdır. Türk varlığımızın ve geleceğimizin teminat altında olması için; bilinçli, bilgili, ileri görüşlü, zamanını iyi anlayan ve yorumlama gücü olan kişiler yetiştirilmek isteniyorsa eğitim ve öğretim… Nitekim tek çıkış yolu budur.

Bazı Batılı toplumlarda mantık zekâsı (IQ) yerine duygusal zekâ (EQ) ve ruhsal zekâ (SQ) öne çıkmıştır. Bundan anlaşılıyor ki her işi akla ve mantığa havale edenler, bazı konularda çaresiz kalmışlar ki bilim ötesi bir arayışlara yönelmişler. Böylece insanların en üstün yönlerinin duygularında gizli olduğunu fark etmişlerdir. Bizim eğitim ve öğretim sistemimizde her şey IQ ile olmamalıdır. Sosyal zekâyı da güçlendirecek bir eğitim- öğretim sistemi gereklidir.

Tüm bunlar, en başta, Türk milletinin âdet, gelenek ve değerlerine sahip bir eğitim- öğretimle olacaktır. Böyle yetişen bir fert de milletini ve devletini bahtiyar kılacak, muasır medeniyete ulaştıracaktır…

Yine “yeni eğitim – öğretim yılı” hayırlı, uğurlu olsun

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.