Esnaf kan kusuyor: SGK ve vergi borçlarına yapılandırma ne zaman?
Halktv sayfasından alınan verilere dayanarak, SonTurkHaber.com duyuru yapıyor.
Merhaba değerli okuyucularım,
Bir sabah uyanıyorsunuz… Daha gün başlamadan üzerinize çöken tek gerçek var: Borç. Vergi borcu, SGK prim borcu, Bağ-Kur borcu… Ama iş bununla bitmiyor; toptancıya, mal aldığı tüccara, hatta yan dükkândaki komşuya olan borçlar… Bir de alamadığınız alacaklar eklenince ticaretin çarkı dönmüyor, hayatın dengesi bozuluyor.
Bugün Türkiye’de esnaf kan ağlamıyor, kan kusuyor. Kepenk kapatıyor. Stopaj borcunu, vergi borcunu, SGK prim borcunu ödeyemiyor. Dükkân kirasını çıkaramıyor. Çalıştırdığı işçisinin sigorta primini yatıramıyor. Banka hesapları bloke edilmiş, haciz kapıya dayanmış, icralık olmuş binlerce esnaf var. Çiftçi tarlasını zor bela sürüyor ama Bağ-Kur primini yatıramadığı için emeklilik hakkını kaybediyor. Genel Sağlık Sigortası borcu olan vatandaş yıl sonuna kadar hastaneye gidebiliyor ama eczaneden ilacını alamıyor. Üstüne üstelik birde ana para kadar neredeyse gecikme zammı ve faizi gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor.
Vatandaşın önüne bir tercih koyulmuş durumda: Evine ekmek mi götürsün, yoksa vergi ve SGK borcunu mu ödesin? Siz olsanız hangisini seçerdiniz? Önceliğiniz evladınızın ekmeği mi olurdu, yoksa Maliye’nin vergi kalemi mi? İşte milyonlarca insan bugün bu sorunun cevabını her gün kendi vicdanında arıyor.
2023 yılında çıkarılan yapılandırma kanunu bir nebze nefes aldırmıştı. Ama bu sadece geçici bir rahatlamaydı. Bugün yaşadığımız ise gelip geçici bir tablo değil, kronikleşmiş bir ekonomik krizdir. Bu kriz, hükümetin yanlış politikalarının, yıllardır üst üste bindirilen yüklerin sonucudur. O yüzden yapılandırma artık lütuf değil, bir zarurettir.
Üstelik son bir yıldır yapılandırma beklentisi vatandaşın gündeminde hiç olmadığı kadar yüksek. Esnaf, çiftçi, Bağ-Kur’lu ve milyonlarca borçlu vatandaş “yeni bir düzenleme çıkacak” umudunu diri tutuyor. Hükümetin daha önce bu konuda çalışmalar yürüttüğü biliniyor. Ancak ne olduysa bu çalışmalardan vazgeçildi. Vazgeçilmesinin arkasında da sık sık gündeme gelen bir mesele yatıyor: Muhalefet belediyelerinin SGK’ya olan prim borçları. Bu borçlar uzun süre kamuoyunda tartışıldı, hâlâ da dönem dönem gündemdeki yerini koruyor. İşte burada akıllara bir soru geliyor: Acaba yapılandırma düzenlemesinin çıkmamasının asıl sebebi bu mu? Yani belediyelerin de bu yapılandırmadan yararlanması halinde, iktidarın elinden belediyelere yüklenebileceği bir siyasi malzeme mi alınmış olacak? Eğer öyleyse, bu kadar hayati bir mesele bile siyasetin malzemesi yapılmış olmuyor mu?
Ayrıca kulislerde konuşulanlar, SGK ve vergi borçlarını kapsayan yeni bir yapılandırma düzenlemesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra, yıl sonuna doğru gündeme alınabileceği yönünde. Ama bu tarih çok geçtir. Vatandaşın artık bekleyecek, sabredecek zamanı kalmamıştır. Ekonomik buhranın gölgesinde ayakta kalmaya çalışan milyonlar için bir gün bile çoktur. Bu düzenleme derhal, bir an önce gündeme alınmalı ve yasalaşmalıdır. Çünkü halkın nefes alması, bir sonraki takvime, bir sonraki bütçe hesabına ertelenecek kadar basit bir mesele değildir.
Yeni bir düzenleme mutlaka çıkmalıdır. Çünkü bugün borçlarını ödeyemeyen esnaf, çiftçi, Bağ-Kur’lu, GSS borçlusu yarın borçlarını ödemek istemediği için değil, ödeyemediği için mağdur edilmektedir. Bu yapılandırma tüm kamu borçlarını kapsamalı; vergi, SGK, GSS, KYK, belediye, tarım borçları dahil edilmelidir. Faizler ve gecikme zamları silinmeli, borçlar ana paraya indirgenmeli. Vadeler gerçekçi ve uzun olmalı, ilk ödemeler için erteleme hakkı tanınmalı. Sicil affı getirilmeli, icralar durdurulmalı. Vatandaşa yeniden nefes alma imkânı sağlanmalıdır.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan bu konuyu artık gündemlerine almak zorundadır. Bu mesele bir seçim hesabının, bir bütçe tekniğinin, bir mali programın ötesindedir. Bu mesele, doğrudan halkın nefes alma hakkıdır.
Aynı zamanda muhalefete de çağrımdır: Bu konuyu yalnızca gündeminize almak yetmez; daha fazla gündeminizin merkezine koyun. Daha güçlü şekilde dile getirin. Daha yüksek sesle haykırın. Daha çok sahiplenin. Çünkü halkın haklı taleplerine en güçlü destek, muhalefetin cesur tavrından geçer. Halkın sesi olun, bu sesi büyütün, çoğaltın, iktidarın duymak zorunda kalacağı kadar yükseltin.
Hükümet ise bu sese kulak vermek zorundadır. Çünkü bu yapılandırma sadece Hazine’nin alacaklarını tahsil etmesi için değil, toplumsal huzurun yeniden inşa edilmesi için gereklidir. Adaletin, merhametin, eşitliğin yeniden tesis edilmesi için şarttır.
Bugün kepenk kapatan esnafın çığlığı, tarlasını süremeyen çiftçinin haykırışı, ilacını alamayan gencin isyanı duyulmazsa; yarın bu toplumda güven duygusu kalmaz. Bugün yapılacak adil bir düzenleme, yarın hem ekonomiye hem toplumsal barışa katkı sunacaktır.
Çünkü bu millet borcunu ödemek istiyor. Ama önce ekmeğini kazanmak, çocuğunu doyurmak istiyor. Öncelik insanın onurudur, vicdanıdır, yaşam hakkıdır. Ve hiçbir maliye politikası, hiçbir hükümet kararı bu hakkın önüne geçemez.
Bugün yapılacak yapılandırma, yalnızca borçların yeniden takvimi değil; toplumun yeniden nefes almasının kapısı olacaktır. Bu kapı açılmadıkça, milletin sırtındaki yük hafiflemeyecektir. Ama açıldığında, bu ülke yeniden umudunu yeşertecek, yeniden ayağa kalkacaktır.


