Mourinho nun hastalığını açıkladı: Fenerbahçe zincirlerinden kurtuldu
SonTurkHaber.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Mourinho gitti, Fenerbahçe, sanki boğazına dolanmış ip çözülmüş gibi, hocasız çıktığı ilk maçta Gençlerbirliği’ni 3 golle yendi.
Ama mesele sadece goller değildi. Uzun süredir kısılmış bir nefes açılır gibi, hücum oyuncuları ve kanatlar özgürlüğünü geri kazandı. Üç golün de kanat ataklarından gelmesi, bu rüzgarın ilk işaretiydi.
Mourinho’nun futbolu aslında bir tür kontrol hastalığıydı. “Oyunu merkezde sıkıştır, rakibi oyala, hatasız savun, fırsatı bekle.”
Evet, disiplinliydi ama bir o kadar da boğucu. Bir taktik değil, bir pranga gibiydi. Futbolcunun ruhuna zincir, seyircinin heyecanına kelepçe…
Çünkü fazla kontrol, insanın da oyunun da ruhunu öldürür. Nehir kanal içine alınsa da sonunda yatağını bulur. Rüzgarı zincire vursanız da bir gün çatıyı söker.
Mourinho’nun gölgesi kalkınca Fenerbahçeli futbolcular özgürlüklerine kavuşup, yeniden uçmaya başladılar.
Evet, Gençlerbirliği zayıf bir rakipti.
Evet, kadro farkı ortadaydı. Ama aynı Fenerbahçe, Mourinho döneminde bu tür zayıf takımlara bile kolay kolay fark atamıyordu.
Oğuz ve İrfan Can’ın yeniden doğmuş gibi sahaya yayılması, hücuma kattıkları enerji, taraftar için adeta yeni bir bahardı.
Bu iki futbolcuyu geçmiş maçlarda ilk on bire almamak hangi "Special One" aklın ürünüydü?
En Nesyri sadece iki gol atmakla kalmadı, sahada basmadık yer bırakmadı.
Yeni transfer genç Nene, hem atletik hem teknik. Sahada bir anda bir kıvılcım gibi parlıyor, çok iş yapacağa benziyor.
Alvarez ise henüz takımla sadece iki kez antrenmana çıkmasına rağmen sanki yıllardır buradaymış gibi soğukkanlı. Oyunu ağırdan almadan ama aceleye de kapılmadan, ne yaptığını bilen bir görüntü verdi.
Kısacası, Fenerbahçe Ankara'da uzun bir uykudan uyanmış gibiydi. Sürekli hücumu düşünen bir görüntüsü vardı.
Mourinho’nun demir disiplininin gölgesinde kısılmış nefes, nihayet futbolcuların özgür esen rüzgarıyla açıldı.
Sarı Lacivertliler 3-1'lik galibiyetle milli maç arasına umutlu giriyor.
Ufukta hem yeni bir teknik direktör ve hem yeni transferler var.
Ben yeni teknik direktörün rüzgara kilit vurmaya çalışacağına inanmıyorum.
Evet, futbolda taktik disiplin önemlidir. Ama bu disiplin, futbolcunun yeteneğini boğuyorsa, kağıda yazılmış birkaç çizgiden ibaret kalır; ruhsuz, renksiz…
Mourinho işte tam da böyleydi; “Rüzgârı cam şişeye hapsetmeye çalışan bir büyücü.”
Oysa büyücülük orta çağda kaldı.
Futbolun büyüsü, zincirlerle değil, özgürlükle var olur.


