Suriye de Kürt ve Dürzileri dışlayan seçim ne kadar meşru?
T24 sayfasından alınan verilere göre, SonTurkHaber.com bilgi veriyor.
Suriye Esad sonrası dönemde ilk kez seçime gitmeye hazırlanıyor. Peki, Kürtlerin ve Dürzilerin oy vermediği bir seçim yeni yönetime güveni tesis edebilecek mi?
Suriye'de yaklaşan meclis seçimlerine azınlıkların yoğun olarak yaşadığı üç bölge güvenlik endişeleri ve merkezî hükümet kontrolü bulunmadığı gerekçesiyle dahil edilmeyecek.
Başkent Şam'daki yüksek seçim kurulunun sözcüsü Hassan el Dağim, Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda ile ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Haseke ve Rakka illerinde "şartlar el verene kadar" sandık kurulmayacağını duyurdu. Sözcü, 15-20 Eylül tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan seçimde şu an için sadece "tamamen hükümet kontrolündeki bölgelerde" oy kullanılabileceğini açıkladı. El Dağim 5 milyondan fazla insanın yaşadığı Süveyda, Haseke ve Rakka için ayrılan sandalyelerin ise bu illerde seçim düzenlenene kadar boş kalacağını belirtti.
Uluslararası Kriz Grubu'ndan kıdemli analist Jerome Drevon, Şam'dan DW'ye yaptığı değerlendirmede, "Şimdilik bu bölgelerin temsilcileri devletin dışında kalmayı tercih ediyor. Kendilerine ayrılan koltukları da hükümeti tanımadıkları için kabul etmiyorlar" dedi. Drevon'a göre, geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara bu temsilcilerin seçimlere katılmalarını Şam hükümetini tanıma kararlarına bağlı kılacak. Drevon "Bu, hem Dürzi ve Kürt temsilcilerin tavrına hem de hükümete bağlı" diye konuştu.
Kürt ve Dürzi azınlıklar seçimi reddediyorResmî adı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (AANES) olan fiilen özerk Kürt yönetimi, söz konusu üç ilin seçimlerden dışlanmasının demokratik olmadığını belirtiyor. AANES tarafından yayımlanan açıklamada, bu bölgelerin "güvenlikli" olmadığına dair tanımın "5 milyonu aşkın Suriyelinin inkârına yönelik politikayı haklı göstermek" için yapıldığı ifade edildi.
AANES, "böylesi dışlayıcı bir yaklaşımla atılacak hiçbir adımı tanımayacaklarını, kuzey ve doğu Suriye bölgeleri ve halkları için bağlayıcı olarak da değerlendirmeyeceklerini" duyurdu.
Süveyda'daki üç Dürzi liderden biri olan Şeyh Hikmet Salman el Hicri ise Şam'ın kararına ayrı bir Dürzi vilayeti kurulması yönündeki talepleri yineleyerek karşılık verdi. Şam'daki hükümeti "aşırıcı" bulan El Hicri, yerel silahlı grupları birleştirmeyi hedeflediğini belirtti.
Temmuz ayı ortasında çok sayıda Dürzi'nin öldürüldüğü mezhep çatışmalarına sahne olan Süveyda'da sağlanan ateşkese şu an büyük oranda uyuluyor. Ancak bölgeye yönelik insani yardımların hükümet öncülüğündeki silahlı güçlerce kısıtlandığı öne sürülüyor. Şam ise bu iddiayı yalanlıyor. Süveyda'daki on binlerce insan bölgede yaşanan son çatışmalar nedeniyle evini terk etmiş durumda.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen geçen hafta BM Güvenlik Konseyi'ndeki açıklamasında Süveyda'da şiddet olaylarının her an yeniden başlayabileceği uyarısında bulundu. Pedersen 21 Ağustos'taki video brifingde "Görece askerî sükûnetle geçen bir ay, kötüleşen siyasi iklimi gizliyor. Birçok kesimde, gerilimi tırmandırıcı ve sıfır toplamlı söylemler giderek sertleşiyor" dedi. "Çatışmaların nüksetme tehdidi hep var. Suriye'nin egemenliğini, birliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tehdit eden siyasi ayrışma dinamikleri de öyle" diyen Pedersen, acilen Şam yönetimindeki güvenlik güçlerinin tüm Suriyelileri korumak için harekete geçtiğini göstermesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Tartışmalı seçim sistemi Suriye'de Beşar Esad'ın geçen Aralık ayında devrilmesinin ardından El Şara, silahlı İslamcı grup Heyet Tahrir Şam'ın lideri olarak iktidara geldi.
Geçiş döneminin cumhurbaşkanı El Şara, ademimerkeziyetçi bir hükümet kurulması ya da ülkenin bölünmesi fikirlerine kesinlikle karşı çıkıyor. El Şara azınlık haklarına saygı gösterileceğine, Suriye'nin tüm etnik ve dinî bileşenlerini kapsayacak bir hükümet kurulacağına dair de birçok defa taahhütte bulunmuştu.
Ancak El Şara geçen Mart ayında imzaladığı anayasa bildirgesiyle 210 sandalyeli meclisin üçte birini atama yetkisini kendisine verdi. Meclisin geri kalan üçte ikisinin seçimi ise yine El Şara tarafından atanan 11 üyeli Yüksek Komite'nin denetlediği seçim organlarınca yapılacak. Yüksek Komite, Suriye'deki 14 ilde alt komiteler kurulmasından sorumlu.
Bu alt komiteler de kayıtlı adaylar için oy verecek olan ve sayıları 30 ile 50 arasında değişen bireylerden oluşan seçim organlarını belirleyecek. Sonuç olarak Suriye'de Esad sonrası düzenlenecek ilk meclis seçimi tamamen dolaylı şekilde gerçekleştirilecek.
Almanya'daki Erfurt Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan ve 2022 yılına dek Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Orient Enstitüsü'nün direktörlüğünü yapan Ortadoğu uzmanı Birgit Schäbler, DW'ye yaptığı değerlendirmede, Suriye'de 14 yıl süren iç savaşın neden olduğu ciddi altyapı ve lojistik sorunlarından ötürü şu aşamada doğrudan seçimlerin gerçekçi bir opsiyon olamayacağını belirtti.
BM Mülteci Ajansı'nın son dönemde yayımladığı bir rapor, Suriye içinde en az 7 milyon insanın hâlen yerinden edilmiş durumda olduğunu ve yaklaşık 6,2 milyon Suriyelinin yurt dışında yaşadığını ortaya koymuştu. Bu sayılar toplamda Suriye'nin nüfusunun yarısından fazlasına tekabül ediyor.
Meşruiyet tartışması Almanya'nın başkenti Berlin'deki Heinrich Böll Vakfı'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölümünün Direktörü Bente Scheller, Suriye'deki meclis seçiminin meşruiyetinin zaten "oldukça tartışmalı" olduğunu, azınlıkların dahil olmamasının ise tüm sürecin meşruiyetini sarstığını ifade etti.
DW'ye konuşan Scheller, "Azınlıkların hâkim olduğu üç bölgenin meclis seçimlerinden dışlandığının duyurulması ve onların da karşılığında boykot kararı alması, El Şara'yı zayıflatıyor hatta cumhurbaşkanlığına gölge düşürüyor" dedi.
Ancak buna rağmen Suriye'de seçim düzenlenmesinin olumlu bir işaret olduğuna inanan Scheller, "Suriye halkının çoğunluğu eleştirel yaklaşsa da bu seçim Suriye'nin mevcut yönetimine güveni sarsması ya da yeniden sağlaması bakımından belirleyici olabilir" öngörüsünde bulundu.


