Kayıp uçaklar, sessiz gemiler ve şeytan üçgeni… Son bulgular sırrın perdesini araladı! Meğer nedeni buymuş
SonTurkHaber.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Burası, Porto Riko, Miami ve Bermuda arasında uzanan görünmez bir üçgen. Adı bile ürkütücü: Şeytan Üçgeni. Bu bölgede kaybolan uçaklar, radarlardan silinen gemiler ve açıklanamayan kazalar, 20. yüzyılın ortalarından bu yana tüm dünyada hem bilim insanlarını hem de komplo teorisyenlerini harekete geçirdi. Kimilerine göre uzaylılar iş başında, kimilerine göreyse bu alan, zaman ve mekânın sınırlarını aşan boyutlar arası bir geçit.
Yıllar boyunca Bermuda Üçgeni hakkında yazılan onlarca kitap, çekilen filmler ve ortaya atılan fantastik teoriler, bu bölgeyi adeta bir efsane haline getirdi. Gerçekle kurgu arasındaki çizgi silikleşti ama yaşanan trajediler çok gerçekti.
1918’DE KAYBOLAN GEMİ, GİZEMİN TAM MERKEZİNDE YER ALIYOR
1918’de ortadan kaybolan USS Cyclops gemisi, bu gizemin merkezinde yer alıyor. 165 metrelik devasa bir Amerikan savaş destek gemisi olan Cyclops, Brezilya’nın Salvador kentinden ayrılıp Baltimore limanına giderken, Bermuda Üçgeni’nin içinden geçtiği sırada hiçbir iz bırakmadan yok oldu.
Ne bir sinyal vardı ne de enkaz parçaları... 300’den fazla kişilik mürettebatla birlikte sulara gömüldü. O günden bu yana, benzer olaylar tekrarlandı; bazıları uçak, bazıları başka gemilerdi. Ancak ortak nokta hep aynıydı: sessizlik ve büyük bir belirsizlik.
FLIGHT 19 VAKASI BERMUDA ÜÇGENİ’Nİ KÜRESEL BİR GİZEM HALİNE GETİRDİ
Zamanla Bermuda Şeytan Üçgeni’ne dair halk arasında dolaşan hikâyeler birer mit haline geldi. Denizde aniden beliren puslar, yön bulamayan manyetik pusulalar, iletişimi kesilen pilotlar... Her kaybolan araçla birlikte, bölgeye dair spekülasyonlar biraz daha büyüdü.
Özellikle 1945’te gerçekleşen Flight 19 vakası, Bermuda Üçgeni’ni küresel bir gizem haline getirdi. Beş Amerikan torpido bombardıman uçağı, Florida’dan eğitim uçuşuna çıktıktan sonra bölge üzerinde kayboldu. Onları aramak için gönderilen bir kurtarma uçağı da aynı kaderi paylaştı. 27 asker, hiçbir iz bırakmadan yok oldu. Bu olay, Bermuda Üçgeni efsanesinin temellerini sağlamlaştırdı.
1950 VE 60’LI YILLARDAN SONRA TEORİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ
1950’li ve 60’lı yıllarda gazeteciler ve yazarlar, bu tür olayları derlemeye başladı. Zamanla teoriler çığ gibi büyüdü. UFO’lardan deniz altındaki Atlantis şehrine, hatta zaman kırılmalarına kadar uzanan iddialar havada uçuşuyordu. Ama bir sorun vardı: Bilim insanları tüm bu açıklamaları yeterince tatmin edici bulmuyordu.
Gerçekten de Bermuda Şeytan Üçgeni, sıradan bir okyanus parçası mıydı? Yoksa bu bölgede gerçekten açıklanamayan bir doğaüstü güç mü iş başındaydı?
SAYGIN BİLİM İNSANINDAN ÖNEMLİ BİR ADIM: GİZEM ÇÖZÜLDÜ MÜ?
İşte bu sorulara yanıt arayanlardan biri de İngiltere’de Southampton Üniversitesi’nde görevli saygın okyanus bilimci Dr. Simon Boxall. Yıllarını okyanus dinamiklerini incelemeye adayan Dr. Boxall, Bermuda Üçgeni’ndeki gizemli kayıpların, uzaylılarla ya da başka boyutlarla değil; bilimsel olarak açıklanabilir bir doğa olayıyla ilişkili olduğunu savunuyor: Haydut dalgalar.
Bu dalgalar, diğer adıyla ‘aşırı fırtına dalgalar’, çevredeki deniz dalgalarının iki hatta üç katı yüksekliğe ulaşabilen, dik, ani ve ölümcül su duvarları. Kimi zaman 30 metreyi aşabilen bu dev dalgalar, herhangi bir uyarı vermeden bir geminin üzerine çökebilir ve batmasına neden olabilir.
Dr. Boxall, özellikle USS Cyclops olayına odaklanarak, geminin düz ve geniş tabanlı yapısının bu tür bir dalgaya karşı son derece savunmasız olduğunu ifade ediyor. Ekip arkadaşlarıyla birlikte yaptığı simülasyonlar, bu tür bir dalga geldiğinde geminin ortasının boşlukta kalabileceğini ve ikiye ayrılabileceğini ortaya koyuyor.
‘İKİ DAKİKA İÇİNDE BATABİLİR’
“Bu kadar büyük bir gemi bile, doğru açıda gelen bir haydut dalgayla iki dakika içinde batabilir” diyen Dr. Boxall, Cyclops’un hiçbir sinyal göndermeden yok olmasını da bu şekilde açıklıyor:
“Eğer yardım çağrısı yapacak zaman bile kalmadıysa, bu olay haydut dalgaların ürünü.”
Channel 5 belgeselinde bu verileri kamuoyuyla paylaşan Dr. Boxall, Bermuda Üçgeni’nin, kuzey ve güneyden gelen hava sistemlerinin çarpıştığı, dolayısıyla bu tür dalgaların sıkça oluşabildiği özel bir bölge olduğunu belirtiyor.
PEKİ, BU HAYDUT DALGALAR NEDİR VE NASIL OLUŞUR?
Haydut dalgalar, bilim dünyasında uzun yıllar boyunca bir efsane olarak kabul edildi. Ancak son yıllarda gelişen uydu teknolojileri ve okyanus sensörleri sayesinde bu fenomen artık belgelenebiliyor. Bu devasa dalgalar, çoğu zaman birbirinden bağımsız farklı dalga sistemlerinin aynı noktada buluşmasıyla meydana geliyor.
Normal deniz dalgaları 3-4 metre civarında seyrederken, haydut dalgalar bunun 2-3 katına çıkıyor. Üstelik rüzgârın aksi yönünde hareket edebiliyor ve bu nedenle gemi kaptanları için neredeyse görünmez bir tehdit oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı denizcilik otoriteleri, haydut dalgaların dünya genelinde birçok gemi kazasına neden olduğunu kabul ediyor. Bermuda Üçgeni, bu dalgaların en sık görüldüğü bölgelerden biri olabilir. Dr. Boxall’a göre bu durum, bölgenin sıcak okyanus akıntıları, sığ sular ve sık değişen hava koşullarıyla birleştiğinde, adeta mükemmel bir fırtına zemini hazırlıyor.
TÜM BU AÇIKLAMALAR, BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ’NİN ARTIK GİZEMLİ OLMADIĞINI MI GÖSTERİYOR?
Bu sorunun yanıtı kesin değil. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ve Lloyd’s of London gibi kurumlar, bu bölgede yaşanan kazaların istatistiksel olarak diğer yoğun deniz yollarından farklı olmadığını belirtiyor. Yani Bermuda Üçgeni, söylendiği kadar tehlikeli olmayabilir.
Ancak Dr. Boxall’ın teorisi, bu bölgedeki gizemli kaybolmaların doğaüstü değil, doğanın ta kendisi tarafından açıklanabileceğini ortaya koyuyor. Sonuç olarak Bermuda Şeytan Üçgeni hâlâ gizemli mi? Evet. Ancak gizemin boyutlarının artık daha somut ve daha bilimsel temellere dayandığı çok net.
Daily Mail’in ‘Scientist claims to have finally solved mystery of the Bermuda Triangle’ başlıklı haberinden faydalanılmıştır.


