Laiklik, demokrasi, özgürlük diyorlar: Suriye’de büyük Alevi çıkışı
SonTurkHaber.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Mustafa Kemal Erdemol
Madem ABD’nin Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barack önceleri savunduğu “tek Suriye, tek yönetim” fikrinden vazgeçip “federasyon” demeye başladı, o zaman Aleviler de haklı olarak başlarının çaresine bakacaklardı. Dolayısıyla “Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi”ni oluşturmakta son derece haklılar. Alevilerin aslında “bölünmüş Suriye” istememelerine rağmen emperyal destek bulan her kesimin kendi “devletini” kurmaya çalışması karşısında boş durmalarını kimse beklememeli.
Merkezi sistemli bir Suriye’ye doğru gidilmediği artık kesinleşti. İsrail’in hayli memnun kaldığı küçük/kontrol edilebilir devletçikler kurulma olasılığı gittikçe artıyor. Cihatçı Sünnilerin hükümette oldukları, Dürzilerin, yaşadıkları Süveyde kentinde, Kürtlerin de otorite oldukları bölgelerde şimdilik özerk olarak adlandırılan yapılar kurmaya hazırlandıkları sırada ciddi kitlesel katliamların kurbanı olan Arap Alevilerinin de kendilerine güvenli alanlar yaratma çabası anlaşılabilir.
Arap Alevileri dini esaslara dayalı hükümet fikrini benimseyecek bir topluk değildir. Suriye sahilini kurtarmak için oluşturulan Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi’nde Aleviler ağırlıkta. Kendi adıma bundan mutluluk duyduğumu söylemeliyim. Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi, çatışmaları çözmek, hakları güvence altına almak, savaşın tahrip ettiği bölgeleri yeniden inşa etmek için federal bir Suriye istiyor çünkü.
Ancak laik bir Suriye’nin altını özellikle çizen, “İç çatışmaları çözmek, tüm Suriye topluluklarının haklarını korumak için en uygun çerçeve” olarak nitelendirdiği federalizmi savunan Konsey federal sistemin Suriye bölgeleri arasında adaleti en iyi şekilde garanti ettiğini, onlara ekonomik, idari işlerini yönetmek için geniş yetkiler tanıdığını, böylece demokrasiyi güçlendirdiğini, vatandaşların karar alma sürecine katılımını sağladığını savunuyor.
Konsey’in yaşama geçirmeye çalıştığı proje Lazkiye, Tartus, Humus ile Hama'nın kırsal kesimlerinin bir kısmını, Ghab Ovası da dahil olmak üzere kapsayan bir federal model öngörüyor. Bu modelin, bu bölgelerin çeşitliliğini yansıtan hukuki, coğrafi, sivil temellere dayandığını, tüm azınlıkların, mezheplerin, etnik grupların haklarını koruyan seküler, sivil bölgeler kuracağı belirtiliyor.
Konsey’in önerdiği federal sistemin, güç mantığını hukukun üstünlüğü ile değiştirerek, kaynakların, yetkilerin adil dağılımını sağlayarak, Suriye'nin çok sayıda krizini çözmede başarısız olduğu belirtilen her türlü tabiiyet veya merkezi yönetimi reddederek iç çatışmaları kesin olarak çözmeyi amaçladığı da vurgulanıyor.
Görüldüğü gibi ülkede savunduğu her neyse bunu çok açık, anlaşılabilir bir biçimde ortaya koyan bir yapı olarak Konsey farklılığını hemen göstermiş de oldu. İlk kez bu kadar ne istediğini bilen, temsil ettiği kesimlerin varlığını sadece korumak değil, sürekli hale getirmek için kafa yoran bir kurumla karşılaşıyorum kendi adıma. Başı, sonu, hedefi belli bir model çnerisiyle karşı karşıyayız.
Suriye'de siyasi bir çözüm için temel çerçeve olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı Kararı'na bağlı olduğunu da belirtti Konsey. Buna bağlı olarak demokratik bir sivil anayasa ile şeffaf bir seçim yasası taslağı hazırlamak üzere BM gözetiminde yeni bir ulusal konferans düzenlenmesini, 18 ay içinde genel seçimlerin yapılmasının önünün açılmasını da talep ediyor.
Konsey’in kurulduğunu duyurduğu açıklaması son derece cesur bir açıklama. “Mezhepçi, dışlayıcı gerekçelerle fiili otoriteler tarafından kurulan tek renkli hükümet”i reddetmesi, “terör örgütü” olarak tanımlanan tüm grupların (Şara’nın mensubu olduğu HTŞ’nin de tabii) Suriye'den çıkarılması, liderlerinin (Şara’nın da tabii) uluslararası mahkemelerde yargılanması çağrısında bulunması gerçekten cesur bir çıkış.
Buna rağmen Konsey, gelecekteki ihlalleri önlemek için hakikat arayışı, hesap verebilirlik, maddi/manevi tazminat, yeniden yapılanma, ulusal hafızanın korunması dahil olmak üzere geçiş dönemi adalet mekanizmalarına bağlı kalmayı da taahhüt ediyor. Zorla kaybedilen, keyfi olarak gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılması, kayıpların akıbetini araştırmak, failleri sorumlu tutmak için bir komisyon kurulması da istekleri arasında.
Konsey’in açıklamasında öyle şeyler var ki; düşünce, vicdan, din özgürlüğü; kişisel güvenlik, bedensel bütünlük; mülkiyet hakları; ifade, basın, barışçıl toplanma özgürlüğü; kanun önünde eşitlik; adil yargılanma, kaliteli eğitim, eşit istihdam fırsatları hakları dahil olmak üzere geniş bir dizi medeni/ siyasi hakkı korumayı da ilkeleri arasında saymış.
Tek olumsuz bulduğum tarafı Konsey’in serbest piyasa ekonomisini savunuyor oluşu. Esad Suriyesini bu ekonomi yıkmıştı oysa. Böyle de olsa, Suriye’de gerçekten sadece temsil ettiği kesimleri değil, tüm kesimleri de düşündüğü o kadar belli ki Konsey’in. Suriye’de bunu bu kadar açık dile getiren bir girişim olduğunu anımsamıyorum ben.
Madem merkezi sistemli bir Suriye olmayacak, o zaman Arap Alevilerinin kurduğu Konsey’in tasarladığı “demokratik/laik” bölgesel yapının olması şart.
Suriye topraklarında “demokratik olmaktan, sivil olmaktan, laik olmaktan” söz edenler de öne çıksın biraz. Gerçekleştirebilirlerse Suriye’de “barbarlık ortasında bir modernite vahası" olacak sahil bölgesi.
O yüzden kalbim Konsey’den yana.


