Malazgirt Zaferi ve Sultan Alparslan Dursun Gürlek
SonTurkHaber.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Malazgirt Zaferi’nin tarihte kazandığımız zaferlerin en büyüklerinden, neticesi itibarıyla da en muhteşemlerinden biri olduğu öteden beri biliniyor. İşte bu özelliğinden ve müstesna mevkiinden dolayıdır ki, ülkemizde bu zaferle ve Alpaslan’la ilgili yoğun bir yayın faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Selçuklu tarihi uzmanı olarak da bir hayli müverrihimizin öne çıktığını ve bunlardan bazılarının cilt cilt kitaplar kaleme aldıklarını biliyoruz. Bu satırları yazarken hemen aklıma Prof. Dr. merhum Osman Turan ve eserleri geldi. Onun bu sahada ortaya koyduğu çalışma da 752 sayfalık “Selçuklular Zamanında Türkiye” isimli kitaptır ki, hakikaten bir hazinedir. Ayrıca “Selçuklular ve İslamiyet”, “Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi”, “Selçuklular ve Türk-İslam Medeniyeti”, “Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar” isimli kitaplar da bu ünlü ve değerli tarihçimize aittir.
Diğer önemli, hem de çok önemli bir isim ise, Ord. Prof. Dr. Mükrimin Halil Yınanç’tır. Türkiye’de, hatta dünyada İslam tarihini, münhasıran Selçuklu tarihini en iyi bilen, bütün ayrıntılarıyla hafızasına nakşeden müverrih, Mükrimin Halil Hoca’dır cümlesi asla mübalağa değildir. Bu konuda şüphesi olanların, onun ölümünden hemen sonra, Yağmur Yayınevi tarafından “Mükrimin Halil Yınanç’tan Sohbetler” adıyla neşredilen kitabı ve bu kitapta imzaları bulunan Faruk Kadri Timurtaş, Sabri Esat Sivayuşgil, Orhan Seyfi Orhon, Hilmi Ziya Ülken, Sadi Irmak, Kâzım İsmail Gürkan, Nihad Sami Banarlı, Haldun Taner, Faruk Sümer, Ali Nihad Tarlan gibi isimlerin yazılarını okumaları gerekir.
Esefle belirtelim ki, Mükrimin Halil Hoca’nın kitapları -sayı itibarıyla- Osman Turan merhumun eserleri kadar kabarık değildir. Nitekim Osman Turan Hoca da, Mükrimin Halil Bey’in ölümünden sonra kaleme aldığı hacimli bir makalede bu hususu dile getirmektedir. Selçuklular konusunda uzman olan Prof. Mehmet Altay Köymen gibi, daha başka müverrihlerimiz de var ama yer darlığından onların isimlerinden ve eserlerinden söz edemiyoruz.
Diğer bir husus ise, bazı dergilerin Malazgirt Zaferi’ni ve Alparslan’ı konu alan güzel sayılar halinde yayımlanmış olmasıdır ve bunların da sayıları az değildir. İki örnek vermek gerekirse, “Türkiyat Mecmuası” ile “Tarih-Coğrafya Dünyası”nı zikredebiliriz. Prof. Dr. Fuad Köprülü’nün kurucusu olduğu adı geçen mecmuanın on yedinci cildi 1972 yılında, “Türkiyat Mecmuasının bu cildi Malazgirt Meydan Savaşı’nın 900. yıldönümüne ithaf edilmiştir” ifadesiyle neşredildi. Bu ciltte Ahmet Caferoğlu, Hamid Zübeyr Koşay, Ramazan Şeşen, Ali Alparslan, Semavi Eyice, Mehmed Kaplan gibi ilim adamlarının yazıları bulunuyor. Özellikle merhum Prof. Ali Alparslan’ın “Edebiyatta Alparslan” başlıklı yazısı bilhassa edebiyatçılar açısından önem arz ediyor.
Yukarıda da belirttiğimiz üzere, 30 Ağustos 1959 tarihli “Tarih Coğrafya Dünyası” adlı dergi de zengin bir özel sayı olarak karşımıza çıkıyor. Daha ilk sayfayı çevirir çevirmez Mükrimin Halil Yınanç’ın “Dünya Tarihinin En Büyük İnsanlarından ve Kumandanlarından Alparslan-Harpleri, Malazgirt Zaferi, Tarihteki Rolü, Ölümü” başlıklı yazısı ile karşılaşıyoruz. Dergi yönetimi, İstanbul Üniversitesi Orta Çağ Tarihi Profesörü Mükrimin Halil Yınanç’ın bu önemli yazısının başına şu mukaddimeyi koymuş:
“Selçuk tarihinde yegâne otorite olan büyük Türk bilgini Mükrimin Halil Yınanç’ın salahiyetli kaleminden çıkan bu yazı, Türk milletine vatan kazandıran Alparslan’ın bütün hayatını ana hatlarıyla vermektedir. Selçuklular ve Alparslan hakkında bütün dillerde çıkan basma ve yazma eserleri tetkik etmiş bulunan Sayın profesörümüzün bu yazısını Malazgirt Zaferi’nin 888. mutlu yıldönümünde neşretmekle Tarih Coğrafya Dünyası da bir vatan hizmeti yaptığına kâni bulunmaktadır.”
Mezkûr makalenin uzunluğundan dolayı buraya nakli mümkün olmadı ama şu bir paragrafı iktibastan kendimi alamadım:
“Malazgirt Savaşı bütün dünya tarihinde dönüm noktası olacak mühim vak’alardan biridir. Bu zafer biraz sonra Türkmenlerin Anadolu’yu baştan başa alarak yerleşmelerine sebep olmuş, Anadolu’da müstakil bir devlet kurup bu kıt’anın yerlileriyle kaynaştıktan ve onları Müslüman ettikten sonra bu kıt’anın hududu dışına aşarak bütün Balkan Yarımadası’nı ve Macaristan’ı; Suriye, Mısır, Irak ve bütün Şimali (Kuzey) Afrika’yı ve Karadeniz Havzası’nı alıp Roma’dan sonra dünyanın en büyük ve en devamlı imparatorluğunu kurmasına sebep olan hadiselerin başı ve en mühimi olmuştur. Eski İslam tarihçileri de bu muzafferiyetin Anadolu kıt’asının açılmasına sebep olduğunu görerek onu sadr-ı İslam’da (Müslümanlığın en parlak devrinde) vukua gelen ve Müslümanlığın Asya’da, Akdeniz havzasında galibiyetini hazırlayan Kadisiye ve Yermuk muharebelerinin muâdili tutmuşlardı. Bu muzafferiyet, onun âmili olan Sultan Alparslan’a, bütün İslam dünyasında emsalsiz bir mevki temin etmiş ve onu Hicret’in birinci ve ikinci asırlarındaki büyük İslam fetihlerinin ve gazilerinin derecesine yükseltmişti. Bu muzafferiyet üzerine, Halife başta olmak üzere, o zamanki İslam hükümdarlarının çoğu sultanı tebrik etmişler, vezir Nizâmülmülk de dahil, o devrin şairleri ve edipleri birçok kasideler yazarak, onun medih ve senasında bulunmuşlardı.”
Tarih Coğrafya Dünyası isimli bu dergide ayrıca Niyazi Ahmet Banoğlu, Korgeneral Baki Vandemir, Kurmay Yrb. Kadri Perk, Nureddin Artam gibi zevatın yazıları da yer alıyor.
Efendim, bu dergide devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, yıldönümü dolayısıyla Malazgirt’te yaptığı konuşma da yayımlanmış. 1956’da Cumhurbaşkanı’nın yaptığı bu hitabesiyle ilgili açıklama yazısı da şöyle:
“Alparslan’dan sonra ilk defa, devlet reisi olarak Malazgirt’i ziyaret eden Reisicumhurumuz Celal Bayar’ın buradaki tarihi hitabeleri maalesef tamamıyla tesbit edilememiştir. Bayar, konuşmalarını irticalen yaptıkları için gazeteciler aynen not edememişlerdir. Alparslan’ın torunlarına kendi şanlı tarihlerinin heyecanını bir daha yaşatan bu konuşmayı, aynı zamanda Devlet’çe Doğuya verilen kıymetin belirtilmesi bakımından da tarihi vesika olarak aynen neşrediyoruz.”
Yukarıda belirtmeyi unuttum. Selçuklu tarihine ve medeniyetine hakkıyla vakıf olan müverrihlerimizden biri de merhum Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu idi. Onun bu konudaki tespitleri de şöyledir:
“Alparslan’ın en büyük İslam gazileri ve fatihleri pâyesine yükseltilmesinden, onun hakkında kasideler, medhiyeler yazılmasından ve emirülmü’minin olan Halife tarafından kendisine tebrik ve teşekkür mektubu gönderilmesinden anlaşılacağı üzerine, zamanında bütün İslam dünyasında derin akisler uyandıran Malazgirt muharebesinin, neticeleri bakımından, ehemmiyeti ölçüsüzdür. Türk yurdu olarak Anadolu Türklere onun hediyesidir. Yalnız bu netice, bir millete yeni bir vatan verme keyfiyeti, Malazgirt Zaferi’ni başka hiçbir muvaffakiyet ile kıyaslanamayacak nispette yükseltmektedir.”
Bu yazıyı, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Alparslan’ın Ruhuna Gazel” başlıklı şu şiiriyle bitirelim:
İklîm-Rûm’u tuttu cihângîr savleti
Tarih o işde gördü nedir şîr savleti
Titretti arş ü ferşi Malazgird önündeki
Cûş ü hurûş-ı rahş ile şemşîr savleti
On yılda vardı sâhil-i Konstantınıiyye’ye
Yer yer vatan diyârını teshîr savleti
Ey şanlı cedd-i ekberimiz âb-ı tîgınin
Bî-hadd imiş güneş gibi tenvîr savleti
Tasvir eder mi böyle şehinşahı ey Kemal
Şimşekden olsa şî’rde ta’bir savleti
Şanlı Malazgirt Zaferi’nin 954. yılı münasebetiyle Alparslan’ı bir kere daha, bin kere daha rahmetle, minnetle yâd ediyoruz.


