‘Üç Ayaklı Kedi’nin rotası
SonTurkHaber.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği ‘Üç Ayaklı Kedi’ başlıklı 18. İstanbul Bienali 2025’ten 2027’ye kadar uzanacak. Bienalin ilk ayağı 20 Eylül’de başlıyor. Beyoğlu-Karaköy hattındaki 8 mekânda 30’u aşkın ülkeden 50’ye yakın sanatçının eserlerinin görülebileceği bienalle birçoğumuz daha önce gitmediğimiz, hikâyesini hiç bilmediğiniz mekânları da keşfedeceğiz. Mimar Banu Uçak, mimar Cem Sorguç’la Hürriyet Seyahat yazarı, tanınmış rehber Saffet Emre Tonguç’a mekânları ve rotalarını sorduk.
‘BANA BİR ZAMAN KAPISI GİBİ GELİYOR’
Saffet Emre Tonguç Hürriyet Seyahat yazarı, rehber
Bienalin geçmişle köprü kuran mekânlar seçmesini hep çok beğendim. Böyle alanlar bana bir zaman kapısı gibi geliyor. Sanki geçmişe gidip bugünün sorunlarına bambaşka bir gözle yeniden bakabiliyorum.
- Bu sene en çok ilgimi çeken mekânlardan biri Galata Rum Okulu. Karaköy’ün işlek Kemankeş Caddesi’nde neoklasik ve eklektik tarzıyla bu yapının dikkatinizi çekmemesi mümkün değil. 1910’da açılan okulda öğrencilerinin azalmasıyla 1988’de eğitime ara verilmiş. 2023’te tamamlanan restorasyonun ardından İstanbul kültür yaşantısına kazandırılmış.
- Bir diğer beğendiğim bienal mekânı eski Fransız Yetimhanesi (Saint Joseph Fransız Yetimhanesi). Buraya ‘İstanbul Hakkında Her Şey’ kitabımın hazırlık aşamasında gittiğim dönemi hatırlıyorum. Tomtom Mahallesi’nden Tophane’ye inerken, bitişik nizam binaların arasında bir pasajdan geçip yetimhanenin vaha gibi bahçesine ulaşmıştım. 1869’da Sultan Abdülaziz’in izniyle inşa edilen yetimhane, 20’nci yüzyılda Ermeni kartonpiyer ustası Garabet Cezayirliyan ve devamında Kemal ve Cemal Cinbiz tarafından önemli bir atölye ve kartonpiyer kalıp arşivi haline getirilmiş. Yıldız Sarayı, Pera Palas gibi birçok tarihi yapının motiflerinin çoğaltıldığı bu atölyenin arşivini görme şansım da olmuştu.
- Oldukça merak ettiğim Külah Fabrikası’ndan da bahsetmek istiyorum. Endüstriyel mirasın şehrin kültürel kimliği açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda İstanbul’da, kültür ve sanatın kapsayıcılığı altında yeniden hayat bulan yapılar görmek çok sevindirici.
‘ŞEHRİN FARKLI KATMANLARIYLA BULUŞMA’
Banu Uçak mimar
Kenti deneyimlemenin en keyifli yolu, o kentin gizlerini, çelişkili hikâyelerini, muteber görülüp vitrine çıkarılmayanı, pürüzlü ve gerçek olanı sezdiren mekânlarda dolaşmak. Bu yıl 18’inci kez kapılarını açacak İstanbul Bienali’nin kendine ait sabit bir mekânı yok. Organizasyon ekibi ve küratörler için kimi zaman bir külfet olabilen bu durum, İstanbul gibi kadim ve sürekli dönüşen bir şehirde kentliler ve sanatçılar için büyük fırsata dönüşüyor. Bugüne dek gerçekleşen 17 bienalde, 90’dan fazla mekânı sanat aracılığıyla deneyimleme şansı bulduk. 20 Eylül-23 Kasım arasında Christine Tohmé’nin küratörlüğünde, ‘Üç Ayaklı Kedi’ başlığıyla açılacak 18. İstanbul Bienali, İstanbul’u yalnızca sanatla değil, kentin farklı katmanlarıyla buluşturma geleneğini sürdürüyor. 19’uncu yüzyıldan bu yana ticaretin kalbinin attığı Karaköy aksında farklı kültür odakları kuran bienal, İstiklal Caddesi’nde de caddenin ruhunu yansıtan bir mekânda izleyiciyle buluşacak.
- Ben Pera’dan aşağıya inerek değil, Karaköy’den Cadde-i Kebir’e tırmanarak bienali gezmeyi planlıyorum. İlk durağım, mimarlık ve kent üzerine etkinliğiyle belleğimde yer eden Fındıklı’daki eski Studio-X binası, Meclis-i Mebusan 35 olacak. Buradan Galataport’a doğru, bölgenin eski kimliğini hatırlatan Zihni Han’a uğranabilir.
- I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın önemli isimlerinden Vedat Tek’in imzasını taşıyan Muradiye Han ve karşısındaki Galeri 77 ziyaret edilebilir.
- Karaköy’ün canlılığının ortasında ciddiyetle bizi süzen Galata Rum Okulu 1910-1988 arasında Rum cemaatinin önde gelen isimlerini yetiştirmiş. 2012’den bu yana da bienaller ve sergilerle kültür yaşantımıza katıldı.
- Boğazkesen Yokuşu’nu tırmanmadan önce Tomtom’daki eski Fransız Yetimhanesi’nin bahçesindeki sergilerde soluklanabilirsiniz.
- Gezi rotasını Elhamra Han’da noktalayabilirsiniz. İstanbul’un ilk tiyatrolarından birine ev sahipliği yapan bu yapıda, öğrenciyken kapısından girmeye cesaret edemediğimiz filmler gösteren bir sinema vardı. 1999’daki yangından sonra kullanılamaz hale gelen yapının 2’nci katındaki iki daireyi bienal sayesinde ilk kez deneyimleyeceğim için sabırsızlanıyorum.
‘TAVSİYEM KIYI HATTINA DOĞRU SALINMAK’
Cem Sorguç mimar
Galata, Karaköy ve Beyoğlu yoğunluklu bienal mekânlarını takip etmek için ‘Galata’ya deryadan yokuş yukarı bir saatte çıkılır’ diyen Evliya Çelebi izlek oluşturabilir elbette ama naçizane bir tavsiye de verebilirim; şehrin yüksek bir yerinden kıyı hattına doğru salınmak…
- İstiklal Caddesi, 130 numaradaki Elhamra Han’la güzergâha başlamak, Karaköy’den Fındıklı’ya doğru Boğaz yolunu takip etmek mümkün. Elhamra Han gerek İstanbul’un gerekse imparatorluğun Batı’yla irtibat kapısıydı. Han diyoruz ama pasaj olarak da bilinir. Bugünkü yapıdan önce yerinde Cenevizli Barthelemy Guistiniani’nin 1831 Pera yangınında yok olan mimarisi Barborini’ye ait tiyatro binası vardır. 1861’de Eduardo Salla Palais de Cristal (Kristal Saray) adlı bir balo salonu yaptırır. Yapı yıllar içinde farklı işlevlerle 1920’ye kadar gelir ve bu tarihte yıkılır. 19’uncu yüzyıl ulusçuluk ve modernleşme süreci dahilinde, 1908 itibariyle ortaya çıkan I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın örneklerinden biri olarak 1922’de içinde bir salonun da olduğu bugünkü Elhamra Han inşa edilir. Charlie Chaplin’in ‘Asri Zamanlar’ filmi İstanbul’da ilk burada gösterilir. Sonraki yıllarda Sakarya Sineması olur, İstanbul Opereti olur… İkinci defa Elhamra Sineması’yken 14 Şubat 1999’da yanar.
- Karaköy, Galata Şarap İskelesi Sokak’taki Muradiye Han (Sabit Bey Hanı), mimar Vedat Tek’in tasarımı ve 1914 tarihli bir dönem yapısı. Evvelinde yerinde Sabit Bey’e ait dükkân olduğu için Sabit Bey Hanı olarak da biliniyor. İşgal zamanları Fransızlar tarafından karakol olarak kullanılmış.
- Külah Fabrikası’ysa 1970’lerde dondurma külahı üreten bir atölye. 2000’lere kadar Tophane, bu tür küçük imalatların, alet edevatın satıldığı yerdi. Gündüz faal mekânlar gece karanlığa bürünürdü. Yapı 2010 başlarında Karaköy Külah adı altında alternatif sanat mekânı ve müzikholdü. Hatırası ve vasıfsız yapısının romantizmi hep ilgi çekicidir.


