ABD Hindistan sorunu Türkiye’nin önünü açar Mehmet Akif Soysal
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, SonTurkHaber.com duyuru yapıyor.
ABD Başkanı Trump, duyurulan gerekçesiyle Hindistan’a, Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle mevcut %25 “mütekabiliyet temelli” tarifeye ek olarak +%25 ceza tarifesi uygulayarak toplamda %50 tarife getirdi. (1 Ağustos’ta %25, 27 Ağustos’ta ek +%25 ile)
Böylelikle Hindistan’ın toplam 120 milyar dolara varan ve çoğu yoğun iş gücü ile yapılan ABD ihracatını temelden sarstı.
Hindistan’ın ihracatının ortalama 70 milyar dolara yakın kısmı %50’lik vergiden etkileniyor. Etkilenen sektörlere bakacak olursak;
konfeksiyon, tekstil, mücevher, halı, mobilya, kimyasallar, gıda.
Diğer taraftan, her ne kadar ABD ve Çin arasında nisan ayındaki aşırı yüksek tarifeler (%145 ve %125) yerine, 11 Ağustos 2025’te alınan bir kararla 90 günlük bir ateşkes sağlansa da ABD’nin Çin menşeli ürünlerde uyguladığı tarife düzeyi %30, Çin’in ABD menşeli ürünlere uyguladığı tarife ise %10 olarak belirlendi.
Genel olarak Türkiye’nin ihracat ürünlerine rakip olacak ülkelerin ABD ile olan mevcut tarife durumuna bakacak olursak aşağıdaki tablo meydana çıkmaktadır.
Vietnam, Temmuz 2025’te yapılan anlaşma ile ABD’ye yaptığı ihracatta %20 oranında tarife ödemektedir; ancak ürünlerin Çin’den yönlendirilmiş (transshipment) olduğu tespit edilirse bu oran %
40
’a çıkmaktadır.
Bangladeş ve Pakistan için uygulanan oran %
25
seviyesindedir.
Tayland’a yönelik tarifeler başlangıçta %36 olarak açıklanmış olsa da müzakereler sonrası fiilen %
19
seviyesinde uygulanmaktadır.
Malezya için genel oran %
25
olmakla birlikte, yarı iletken ve elektronik sektörlerinde muafiyetler tanınmıştır.
Endonezya için de tarife oranı %
25
’tir, özellikle tarım ve gıda ürünlerinde geçerlidir.
Türkiye içinse ABD ile özel bir ticaret krizi bulunmadığından tarife oranı %
15
seviyesinde tutulmaktadır.
Uygulamaya alınan haliyle ABD-Çin gümrük vergilerinden sonra ABD-Hindistan gümrük vergileri Türkiye için önemli bir ticaret alanı açmaktadır.
Türkiye’nin AB ve İngiltere’den sonra yıllardır koyduğu çabalar ile genişletmeye çalıştığı ihracat menzilini nispeten küçük pazarlarda yakalanan ivme ile gerçekleştirdi.
Şu an Türkiye ilk kez dünyanın en büyük pazarına avantajlı erişme imkanına sahip oldu.
Dünya tüketiminin üçte birinden fazlasına sahip olan ABD’ye mal satabilmek Türkiye’nin ekonomide kaderini değiştirebilecek öneme sahip.
Ancak ABD’li tüketicilerin talep ve nitelik beklentisi bizim halihazırda ihraç pazarlarımızdan farklı.
Bu nedenle Ticaret Bakanlığında ABD ile yeni dönem ticareti planlamak ve üreticilerimize ürün deseni, ihracat regülasyonu, ortak depo, ortak sevkiyat, direk gemi seferleri, eyaletler arasındaki farklar gibi meseleler üzerine odaklanmış, işleri sadece bu olan bir birim kurulmalı.
Aynı birimin aynası şeklinde Sanayi odalarımızda ve TOBB’da birimler oluşturulmalı ki üreticimizi, ihracatçımızı hızla ve güvenle ABD pazarına odaklayalım.
Türkiye’nin, Hindistan ve Uzak Asya’nın ABD vergileri ile zora düştüğü durumdan, kaliteli ürün, yerelleşmiş dizayn ve hızlı lojistik ile pazar payı almaya çaba koyması gereklidir.
Buna ek olarak ihracat kredilerinde ABD pazarına giren şirketlere öncelik vermek çok teşvik edici olacaktır. Bu nedenle Hazine Maliye Bakanlığının Eximbank üzerinden bir planlamaya girişmesi gereklidir. Hatta ABD pazarı için tahsis olunmuş ekip bulundurulmalıdır.
Unutmamalıyız ki ABD bir devlet değildir. ABD 51 devletten oluşmuş bir ülke/pazardır. Türkçe’ye eyalet diye çevirdiğimize bakmayın, “State” devlet demektir. Zaten her bir “State” yani devletin ABD bayrağı haricinde bayrağı vardır, kanunları vardır.
Kocaman bir kıtadan bahsediyoruz; bir ucu daima kış bir diğeri daima yaz. Yemek kültüründen, sohbetine her şeyin farklı olduğu ancak ürün ve hizmetin serbest dolaşabildiği devasa bir pazar…
Alınacak minicik bir pazar payının bile Türkiye üretimine ve ihracatına katkısı büyük olacaktır.
Hindistan’ın ABD’ye ihracatından en çok etkilenecek sektörleri;
konfeksiyon, tekstil, mücevher, halı, mobilya, kimyasallar ve gıdadır. Bunlar Türkiye’nin üretim itibariyle çok güçlü olduğu alanlar.
Bu sektörlerde hızlı hareket edersek netice almamamız imkânsız.
Krizi fırsata dönüştürmek bizim elimizde…



