Doğru destek ve el emeğiyle Afrikalı kadınların hayatı değişiyor Yeni Şafak Pazar Eki Haberleri
SonTurkHaber.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Maddi imkânsızlıklar, yoksulluk ve kuraklığa rağmen tüm dünya Afrikalı kadınları rengarenk giysileri ve kocaman gülüşleriyle hatırlıyoruz. Çünkü Afrika ülkelerinde kadınlar hayatın her alanında üretkenlikleri ile ön plana çıkıyor. Her sabah güne büyük bir azim ve çalışkanlıkla başlıyor, neşeyle evlerinin işlerini görüyor, çocuklarını büyütüyor. Diğer bir yandan el emeği işler üretiyor ve böylece hem ailelerine hem topluluklarına güç katıyorlar. Türkiye’nin Afrika politikası, siyasi, ekonomik ve kültürel boyutlarının yanı sıra insani bakış açısına sahip tarihi bir temel üzerine 2016 yılında Cumhurbaşkanı Eşi Emine Erdoğan himayesinde Ankara'da kurulan Afrika Kültür Evi, Afrikalı kadınların ortaya koyduğu el emeği ürünleri bizlerle buluşturuyor. Ürünleri hak ettikleri değerde, kâr amacı gütmeksizin Türkiye’de alıcısıyla buluşturarak elde edilecek gelirleri Afrikalı kadınlara gönderiyor. İki kıta arasında samimiyet ve gönüllülükle kurulan bu köprü sayesinde bizler de Afrikalı hemcinslerimizi daha yakından tanıma ve yaşam serüvenlerine ortak olma imkânı bulabiliyoruz. Örneğin şimdiye kadar ürünlerini Darüsselam’daki Mwenge Pazarı’nda satışa çıkaran 52 yaşında üç çocuk annesi Mama Aişa ile Afrika Kültür Evi sayesinde tanışıyoruz. Mama Aişa, on yıldır abanoz ağacından geleneksel yöntemlerle üretilen ahşap kaşıkları cilalayarak satışa hazır hale getiriyor. Zanzibar’da bir resim atölyesinde iki senedir renklerle yeni dünyalar kuran 20 yaşındaki Rafia ve 25 yaşındaki Ümmügülsüm, yine Afrika Kültür Evi’nde geleneksel Zanzibar kapıları ve kına desenlerinden ilhamla yaptıkları tablolarıyla karşımıza çıkıyor. Gana’da yaşayan Atanga A. ise on dört aile üyesini geçindirmek için on yedi senedir sepet yapıyor. Atanga, günde 15 saat çalışarak yalnızca bir adet sepet örebiliyor. Bu isimler gibi ailesinin geçimini sağlamak için el işi ürünler üreten diğer kadınların ürünleri de Afrika Kültür Evi’nde sergileniyor.
Dr. Khadijah Bwanakheri Mohammed
Rolüm kadınların fırsatlara erişimlerini sağlamak
Resmi kurumların, sivil toplum kuruluşlarının yanında iki kıtayı birbirine bağlayan kıymetli insanlar da var. Dr. Khadijah Bwanakheri Mohammed onlardan biri. Tanzanya’da yaşıyor. Henüz hiç Türkiye’ye gelmemiş. Ancak uzun süredir TİKA aracılığıyla tanıştığı Afrika Kültür Evi ile işbirliği yapıyor. TİKA’nın Tanzanya’daki kalkınma projelerinden biri olarak genç kadınlara mesleki beceriler kazandıran, aynı zamanda girişimcilik eğitimiyle onları daha parlak bir geleceğe hazırlayan “Mama Jasiri” programının yürütücülüğünü üstleniyor. Meslek edindirdiği genç kadınların ürünlerini Afrika Kültür Evi’ne gönderiyor. Tanzanya’nın el sanatları açısından oldukça zengin bir ülke olduğunun altını çizen Dr. Khadijah, “Tanınmış geleneksel ürünlerimiz arasında el dokuması sepetler, çömlekler, ahşap oymacılığı, Maasai kültüründen gelen boncuk işlemeleri, deri eşyalar ve kitenge ile kanga gibi rengârenk kumaşlar bulunur. Bu el sanatları derin kültürel anlamlar taşır ve hem günlük yaşamda hem de geleneksel törenlerde kullanılır” diye anlatıyor. Afrika Kültür Evi’nde Mama Jasiri ürünleri arasında el dokuması sepetler, yer matları, duvar süsleri ve küçük ahşap dekoratif parçalar yer alıyor. Bu ürünlerin her biri programdaki genç kadınların hem geleneksel becerileri hem de yaratıcı yeniliklerini yansıtıyor. “İş birliğimiz sayesinde Afrika Kültür Evi girişimini ve Afrikalıların yaratıcılıklarını, kültürlerini ve ürünlerini Türkiye’de sergileme fırsatlarını keşfettik” diyen Dr. Khadijah, “Mama Jasiri programı aracılığıyla dokumacılık ve marangozluk eğitimi alan genç kadınları destekliyorum. Onlar ev dekorasyon ürünleri üretiyor. Benim rolüm ise onlara mentörlük yapmak ve Afrika Kültür Evi gibi çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırabilecekleri fırsatlara erişimlerini sağlamak” açıklamasını yapıyor.
Genç anneler için yeni yollar
Dr. Khadijah, aynı zamanda bir tıp doktoru ve ergenlere yönelik cinsel ve üreme sağlığı eğitimi veren “Safe Haven Foundation” adlı bir sivil toplum kuruluşunun da kurucusu. Dr. Khadijah, 14 yaşındaki bir hastasını ergen gebeliğine bağlı komplikasyonlar nedeniyle kaybettikten sonra bu vakfı kurmaya karar veriyor. “Bu yürek burkan an, topluluğumdaki gençlerin böyle trajedileri önlemek için acilen cinsel ve üreme sağlığı eğitimi alması gerektiğini fark etmemi sağladı. Başlangıçta odağım ergenlere kendilerini koruma ve sağlıkları ve gelecekleri hakkında bilinçli seçimler yapma bilgisi kazandırmak ve önleme üzerineydi. Ancak Safe Haven büyüdükçe, erken gebeliklerin sonuçlarıyla zaten karşı karşıya olan genç annelerle yakından ilgilenmeye başladım” diyen Dr. Khadijah, birçoğu okulu bırakmak zorunda kalmış, aileleri tarafından dışlanmış ve kendilerine ya da çocuklarına bakacak hiçbir yolu olmayan anneler için yeni geçim yolları aramış. “Eğitimin tek başına yeterli olmayacağı açıktı. Eğer bu genç kadınları gerçekten güçlendirmek istiyorsam, finansal ve duygusal hayatta kalmalarına da çözüm sunmam gerekiyordu” düşüncesi, TİKA işbirliğiyle genç annelere sadece hayatta kalmak değil, aynı zamanda gelişmek için gerekli araçları sunmayı amaçlayan “Mama Jasiri” programının doğmasına yol açmış.
Bağımsızlık dalga etkisi yapıyor
“Mama Jasiri, benim için umut ve dayanıklılığı temsil ediyor. Erken anneliğin hayallerin sonu olmak zorunda olmadığını, doğru destekle yeni ve güçlenmiş bir hikâyenin başlangıcı olabileceğini kanıtlıyor. Aynı şekilde ruh sağlığı desteği de sağlıyoruz. Çünkü gerçek güçlenmenin hem kalbi hem de zihni iyileştirmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuşan Dr. Khadijah, Mama Jasiri programında pratik becerilerin yanında finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital pazarlama eğitimi de veriliyor. Genç kadınlar böylece sadece ürün üretmeyi değil, sürdürülebilir iş kurmayı da öğreniyorlar. “Bir genç anne kendi gelirini kazanmaya başladığında artık başkalarına bağımlı kalmaz. Çocuğunu besleyebilir, kendi kararlarını alabilir” açıklamasını yapan Dr. Khadijah, bu bağımsızlığın adeta dalga etkisi başlattığına dikkat çekiyor, “Topluluğu ona farklı bir gözle bakmaya başlıyor ve diğer kızlar için rol model oluyor. Bana göre, doğru destekle her genç anne, yoksulluk ve muhtaçlık döngülerinin kırılabileceğini gösteriyor” diyor.

Kenevir ipleriyle ekonomik özgürlüğe
Dr. Khadijah’ın ekonomik özgürlüğünü kazanması için mentorluk yaparak yüreklendirdiği isimlerden biri Batuli Yusuf Mavura. Dr. Khadijah gibi Tanzanya Darüsselam’da yaşayan Batuli, Kigamboni’de kenevirden yapılan ürünlerin dikimleri ile uğraşıyor. “Yaşadığım toplumda, eğitimine devam edemeyen kadınlar ve genç kızlar için evde oturmak ve herhangi bir gelir getirici işle uğraşmamak yaygın. Bazı genç kızlar ise para kazanmak için uygun olmayan yollar kullanmakta” diyen Batuli, 2024 yılında TİKA tarafından desteklenen “Mama Jasiri” projesine katılmış. Böylece Afrika Kültür Evi’yle tanışmış. Dr. Khadijah’ın da yüreklendirmesiyle daha önce deneyimi olmamasına rağmen el yapımı kenevir ürünler üretmeye başlamış. “Kenevir iplerinden ev ve ofis dekorasyon ürünleri, el çantaları ve kenevir ipi süslemeli aynalar yapmayı öğrenmeden önce hiç el yapımı ürün üretmedim. Açıkçası hiçbir becerim yoktu. Çoğunlukla başkalarının çömlekçilik yaparak topraktan kaplar, bardaklar ve tabaklar yaptığını görüyordum. Hatta bazıları, kurutulmuş muz yapraklarını işleyerek ipler elde ediyor ve bu iplerle hasır ve sepet dokuma becerilerini kullanarak ürünler üretiyor. Ama ben böyle bir üretime hiç dahil olmamıştım” diyen Batuli, şimdi Afrika Evi mağazasında satılan ürünlerden kenevir ipiyle dikilmiş el çantaları, kenevir ipi süslemeli maun çerçeveli aynaları ve diğer duvar süslerini bizzat üretiyor.

Gelenekle geleceğe ışık tutuyor
Flora Kiando ise Tanzanya’nın Darüsselam kentinde yaşayan 51 yaşında bir kadın girişimci. Dört çocuk annesi olan Flora, 15 yıldır geleneksel yöntemlerle kumaş üretimi yapıyor. Kumaşlarının her biri tamamen pamuktan üretiliyor ve boyalarını yerel pazarlardan, kumaşlarını ise komşu bölgelerden temin ederek desenlerini atölyesinde özenle hazırlıyor. Flora’nın hikâyesi sadece üretimle sınırlı değil; aynı zamanda güçlü bir toplumsal dayanışma örneği. Fakir ailelerin çocuklarına eğitim desteği sağlamak için gruplar halinde gelen öğrencilere bilgi ve becerilerini aktarıyor. Bu şekilde Flora, hem geleneği sürdürüyor hem de geleceğe ışık tutuyor. Flora’nın bu emeği, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından desteklenen bir atölyede daha da güçleniyor. TİKA’nın sağladığı destek sayesinde Afrika Kültür Evi Flora’nın hikâyesinin bir parçası oldu. Böylece ürünleri daha fazla kişiye ulaşma imkânı buluyor, bu özel kumaşlar Afrika Kültür Evi sayesinde daha çok kişiye ulaşıyor. Tanzanya’nın eşsiz renklerini ve Flora’nın azmini taşıyan bu kumaşlar sadece bir tekstil ürünü değil; aynı zamanda kültürel bir mirasın temsilcisi olarak kendini gösteriyor.


