Medeniyetimizin musikisinden ayrı kalmayın Yeni Şafak Pazar Eki Haberleri
SonTurkHaber.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Türk musikisinin zengin mirasını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için kurulan Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok ülkesinde sahneye çıkarak bu eşsiz kültürü tanıtıyor. Köklü geçmişiyle devlet tarafından kurulan ilk Türk musikisi icra kurumu olan koro, bugün hâlâ aynı tutkuyla eserler icra etmeye devam ediyor. Kurulduğu günden bu yana sadece konser salonlarında değil, radyo ve televizyon programlarıyla da geniş kitlelere ulaşan koro, yurt içinde ve yurt dışında sayısız festival ve etkinlikte sahne aldı. Almanya’dan Japonya’ya, Amerika’dan Mısır’a uzanan konserleriyle Türk musikisinin evrensel dilini dünyaya taşıdı. Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren koro, şef Mehmet Güntekin ve sanat kurulunun özenli yönetiminde, geleneksel müziğimizi çağdaş yorumlarla harmanlayarak sanatseverlerle buluşturuyor. Bu kıymetli koronun 50. yılı şerefine Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şefi Mehmet Güntekin ile konuştuk.
Müzik yolculuğunuzda size eşlik eden başlıca etkenler neler oldu?
Çocukluktan itibaren müziğe ilgim hep vardı. Benim şansım müzik eğitimimde doğru adreslerde bulunmamdı. Yolum iyi kurumlardan geçti diyebilirim. Yanlış bir yoldan yürüseydim herhalde şimdi bulunduğum yerde olmazdım diye düşünüyorum. İyi hocalarla karşılaştım. Bu etkenlerin başında Üniversite Korosu geliyor. Başta Süheyla Altmışdört ve Fatih Salgar olmak üzere hocalarımın üzerimde büyük emekleri vardır. Bizi iyi bir repertuvarla, iyi bir çalışma anlayışı ile tanıştırdılar. Bu vesileyle profesyonel dünyanın kapılarını aralamış oldum.
Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu’nun programını belirlerken hangi unsurları göz önünde bulunduruyorsunuz?
Programda klasik eserler olmasını dikkate alıyoruz. Üzerinden geçen zamana rağmen kalıcı olmayı başaran, günümüze ulaşabilen, değerini yitirmeyen eserlere klasik deriz. Klasik eserleri icra etmemizin sebebi, günümüze daha yakın eserlerin bir değer taşımaması değil. Biz müziğimizin klasik olan tarafını incelemek, çalışmak ve topluma sunmak üzere oluşmuş bir kurum olduğumuz için bu çerçevenin dışına taşmamaya gayret ediyoruz, daha ileri zamanlardan da eserler icra ediyoruz ama ana çizgimiz klasiklerdir.
Ezberlenmemiş eser sahneye taşınmaz
Koronuzu çalıştırırken hangi noktalar sizin için önemlidir?
Özellikle daha önce üzerinde ya durulmamış veya az durulmuş eserlerden seçmeye özen gösteriyoruz. Elli yıldır her sezonu mümkün mertebe kâr formunda bir eserle ve toplumun çok bilmediği eserlerle açıyoruz. Mesela geçen sene koronun daha önce hiç icra etmediği, genelde de çok fazla icra edilmeyen, III. Selim’in Şevkutarab kârını icra ettik. Neredeyse bütün icra kurumlarından farklı olarak biz konserlerimizde eserleri ezbere okuruz, nota ile sahneye çıkmayız. Kurucu şefimiz Nevzat Atlığ’ın sıkı sıkıya sarıldığı bir icra geleneğidir bu yaklaşım. “Ezberlenmemiş bir eser sahneye taşınamaz” derdi. Yani mahfuzata alınmamış olan hazmedilmemiş demektir. Onu sahneye taşırsanız saygısızlık olur. Bestekârına, kültüre, dinleyene saygısızlık; hazmetmiş olacaksınız ki onu gönül rahatlığıyla icra edebilesiniz. Biz bu prensibi devam ettiriyoruz. Koromuzun sanatçıları da bu geleneğe ayak uydurmayı üstün bir beceriyle başarıyorlar.
Sahnedeki en büyük sorumluluğunuzun ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Nevzat Bey’in bir bakış açısı vardı, bunu ben de kendimde hissediyorum. Bir gün konser repertuvarımızda “Yine Bir Gülnihal” sözleriyle başlayan ve çok bilinen bir şarkı vardı. Deflarca üst üste prova ettirdi Nevzat Bey bize. Sonra ben bir zaman “Hocam, kızmazsanız size bir şey sorabilir miyim? ‘Yine Bir Gülnihal’ gibi basit ve kolay bir şarkıyı bile niçin defalarca çalışıyoruz?” Nevzat Bey gülümsedi ve “En çok bildiğimizde en çok yanılırız, bunu unutma, kulağına küpe olsun,” dedi. “Bunu zaten biliyorum dediğinde hata yaparsın, müzik affetmez. O sorumluluğu duymayı sakın elden bırakmayın. Müzik yaptığım sürece, her sahneye çıkışımda şu omzumun arkasından bir çift gözün, Dede Efendi’nin beni hep izlediğini hayal ederim. Öyle hissederim. Ona nasıl lâyık olurum?” dedi. Çok etkilenmiştim. Hakikâten eserlerini icra ettiğimiz kişilere bakar mısınız? Zekai Dede’yi icra edeceğiz dedik mesela, ya Zekai Dede orada bizi dinliyorsa ne yapacağız? O sorumluluk bize de sirayet etti diyebilirim.

Zifiri karanlıkta hatasız icra
Unutamadığınız bir konser anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?
Aklıma ilk gelen, rahmetli Nevzat Atlığ hocamızın yönetiminde, bir İstanbul Festivali konserindeydik. Süleymaniye Külliyesi’nde Dede Efendi’nin Hüzzam Ayini’ni okuyoruz, hiç unutmuyorum. O konserde uluslararası arenada çok önde gelen etkili kişilerden, dünya petrol politikalarının bir numaralı ismi Zeki Yamani dinleyici koltuğundaydı. Türkiye’de bulunduğu zamanlarda konserlerimize tesadüf ediyorsa mutlaka gelirdi. Peşrev başladı, Nevzat Bey işaretini verdi. Peşrevin daha ilk notalarından itibaren elektrikler söndü. Zifiri bir karanlık. Hiçbir şey görünmüyor. Koro ezbere okuyor okumasına ama sazların notaları görüyor olması gerekiyor. Karanlıkta seçebildiğimiz sadece Nevzat Bey’in ceketinin kolundan çıkan beyaz gömleğin kol ucu. Nevzat Bey konseri kesmedi, devam ettik. Her zaman notayı takip ederek çalan sazlar da görememelerine rağmen en ufak bir hata yapmadan koca ayini ezberden çaldılar. Ayin bitince birisi şaka yapmış gibi elektrikler geldi, salon aydınlandı. Eser, sonuna kadar hatasız okunmuş oldu. Biz koro olarak zaten ezbere okuyoruz ama sazlar bir hata yapabilirdi. Meğer sıkı geçen provalarda onlar da farkında olmadan ezberlemişler. Bu beni çok etkileyen bir konserdi, elektrikler geldiği an salon ayaktaydı. Bana çok çarpıcı gelen bir anımdır.
Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu’nun 50. kuruluş yıl dönümü, bu özel yılda hangi etkinlikler, projeler gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz?
Evet, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu’nun 50’nci kuruluş yıl dönümü olmasıyla bizim için çok kıymetli ve heyecanlı bir sezon başlıyor. Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir konser planlıyoruz. Koronun 50 yıllık arşivinden bir sergi planladık, bir de koromuzun tarihçesini anlatan kitap yayına hazırlanıyor. İstanbul’daki 50’nci kuruluş yıl dönümü konserimizi ise her zaman olduğu gibi mekânımız Atatürk Kültür Merkezi’nde yapacağız. Bu etkinliklerin haricinde bu sene de sezonu daha önce hiç seslendirmediğimiz bir eserle, Zekâi Dede’nin müstear makamında kârıyla açacağız. Bu yıl planlanmış 30 civarında konserimiz var, mutlaka ek konserler de yapıyoruz. Elli yıldır her Şeb-i Arûs ayında ayin okuma geleneğimiz devam ediyor, inşallah bu sene de gerçekleştireceğiz.
Son olarak klasik Türk müziği dinleyicilerine neler söylemek istersiniz?
Bu medeniyetin kendi müziğidir klasik Türk müziği. Kendi ülkemizin klasik müziğine ilgi duymamızı temenni ediyorum. Bizim bir ilkemiz var. Her konser programımızın son sayfasına yazıyoruz: “Medeniyetimizin musikisinden ayrı kalmayın, hoşça kalın.”


