Tarih profesörleri anlattı: İşte ‘Zafer Rotası’nın şifreleri
Hurriyet sayfasından alınan verilere göre, SonTurkHaber.com bilgi veriyor.
KÜTAHYA Dumlupınar Üniversitesi, dün Kütahya ve Afyon Valiliği’nin himayelerinde önemli bir sempozyuma imza attı. Başkanlığını Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın gerçekleştirdiği sempozyumun Bilim Kurulu’nda 13 profesör, bir doçent, bir doktor akademisyen, tertip heyetinde ise beş profesör yer aldı. Akademisyenler Büyük Taarruz yolunda anlattıkları 14 farklı konu ile Zafer Rotası’nı çizdi. Sempozyumda 30 Ağustos Ruhu belli konu ve başlıklar ile akademisyen ve tarihçi yazarlar tarafından bildirilerle özetle şöyle anlatıldı:
KANUN DEĞİŞTİRİLDİ
Doç. Dr. Sedef Bulut (Ankara Üniversitesi):
Başkumandanlık Kanunu, 31 Ekim 1921, 4 Şubat 1922 ve 6 Mayıs 1922 tarihlerinde üçer ay süreyle uzatıldı; bu süreçte kanunun 2’nci maddesi kapsamında Mustafa Kemal Paşa’ya geniş yetkiler tanındı. Kanunun son uzatma teklifi, TBMM’nin 20 Temmuz 1922 tarihli oturumunda görüşüldü. Başkumandanlık Kanunu’nun Meclis gündemine geldiği her dönemde, “yetki meselesi” yoğun tartışmalara yol açtı ve bu tartışmalar, TBMM içindeki muhalefeti de görünür hale getirdi. 20 Temmuz 1922 tarihli oturumda, Başkumandan’a geniş yetkiler veren 2. madde tekliften çıkarıldı ve Başkumandanlık yetkisi, süre belirtilmeksizin uzatıldı.
CEPHANE TRENLE TAŞINDI
Prof. Dr. Vahdettin Engin (Marmara Üniversitesi):
Milli Mücadele döneminde Batı Anadolu’daki demiryolları, savaşın kazanılmasında stratejik bir rol oynadı. Öncelikle, cepheye asker, silah ve cephane taşınmasında demiryolları çok etkili oldu. Kara yolları yetersiz ve düşman kontrolünde bulunabildiği için demiryolu üzerinden taşımacılık daha hızlı ve güvenliydi. Özellikle Afyon-Kütahya hattı, Türk ordusunun lojistik faaliyetleri için kullanıldı. 1922’deki Büyük Taarruz öncesinde, Türk ordusu büyük miktarda asker ve malzemeyi cepheye gizlice ve etkili şekilde taşıdı. Bu hazırlığın büyük kısmı demiryolları sayesinde gerçekleştirildi. Batı Anadolu’daki demiryolları, Milli Mücadele’nin planlanması ve yürütülmesinde büyük kolaylık sağladı; lojistik destek, harekât kolaylığı ve hızlı sevkiyat gibi avantajlar sayesinde Başkumandan Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasına önemli katkıda bulundu.
GİZLİ POSTA SİSTEMİ
Prof. Dr. Feyza Kurnaz Şahin (Kocatepe Üniversitesi):
15 Mayıs 1919’da İzmir ve havalisinde Yunan işgali başladıktan birkaç gün sonra bütün haberleşme vasıtalarına sansür uygulanmaya başlandı. Yunan İşgal Kuvvetleri Komutanlığı resmi-gayriresmi telgraflar, mektuplar, gelen veya gönderilen her şeyin 23 Mayıs 1919 tarihinden itibaren Yunan Askeri Heyeti tarafından sansür edileceğini bildirdi. Bütün işgal bölgelerinde sansür uygulamaları derinleşti. Yunan İşgal Kuvvetleri, Osmanlı makamlarına ait resmi evrakları sansüre tabi tuttuğundan ve şifreli haberleşmeyi yasakladığından postaneler resmi yazışmalar için uygun değildi. Bu nedenle Posta ve Telgraf ve Telefon Müdüriyeti resmi evrakı ihtiva eden muhaberatın postanelere verilmeyerek tedarik edilecek emin bir vasıtayla gönderilmesinin uygun olacağını hatırlattı. Kuva-yı Milliye, Yunan sansüründen kaçınmak için gizli posta sistemi oluşturdu. Bilahare TBMM açıldıktan sonra ise bir sansür talimatnamesi yayınlanarak posta sistemi buna göre düzenlendi.
BATUM’DAN YAKIT TEMİNİ
Prof. Dr. Gürsoy Şahin (Kocatepe Üniversitesi):
Savaşlarda yeterli lojistik desteğin sağlanması, zaferi getiren unsurların başında gelir. Türk İstiklal Harbi’nde nakliyede yerine göre yük hayvanlarından faydalanılsa da demiryolu, denizyolu ve karayolu taşımacılığı ordu lojistiğinin olmazsa olmazıydı. Motorlu araçların hareket edebilmesi için ihtiyaç duyulan petrol türevleri yurt dışından temin edilebiliyordu. Benzin, mazot ve diğer petrol ürünlerine sadece Mili Müdafaa Vekaleti değil Nafia ve İktisat Vekaletleri ile Ziraat Bankası, Donanma Kumandanlığı adına görev yapan nakliye gemileri ve demiryollarında da ihtiyaç duyuyordu. Azerbaycan’ın benzin ve mazot teminine yönelik taahhütleri yanında Batum üzerinden yakıt temin edildi.
MECLİSTE 81’İ GİZLİ 287 OTURUM
Doç. Dr. Aslıhan Kılınç:
Yaşanan haksız işgallere karşı halkın ve ordunun yanı sıra TBMM gündemindeki en önemli konu da elbette direniş ve özgürlüktür. Sakarya Meydan Muharebesi’nin başladığı 23 Ağustos 1921’de 2. Yasama yılında olan TBMM, 28 Şubat 1922’ye kadar bu yasama yılında 103 oturum daha yaparak 167 oturumla yılı kapattı. 3. yasama yılı 1 Mart 1922’de başlayan TBMM, son silahlı mücadelenin yaşandığı 17 Eylül 1922 tarihinden bir gün önce 106. oturumunu gerçekleştirdi. Bu süre içerisinde mecliste 81’i gizli olmak üzere toplam 287 oturum yapıldı.
SAD TAARRUZ PLANI İLE BAŞARI
Prof. Dr. Ahmet Altıntaş (Kocatepe Üniversitesi):
Afyonkarahisar 13 Temmuz 1921’de işgal edilmişti. Bunun hemen arkasından Sakarya Zaferi ile yeni bir evreye geçildi, Türk ordusu Sad Taarruz planıyla Büyük Taarruz hazırlıklarına başladı. Zorlu aşamaların ardından 26 Ağustos 1922’de taarruza geçildi, 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar Yunan işgalinden kurtarıldı.
30 Ağustos Zaferi, Başkomutan Mustafa Kemal ve kurmaylarının, büyük askeri dehası ile Türk milletinin cesareti sayesinde kazanıldı.


