Gazze’nin Renkleri Samed Karagöz
Yenisafak sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, SonTurkHaber.com duyuru yapıyor.
Gazze’yi anlatmak için bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor. Çünkü dilin sınırları var, ama renklerin yok. Renk, hem gözün gördüğü hem de kalbin hissettiği bir şey. Gazze’nin yaşadıkları ise tam da böyle: Görünenin ötesinde, kalbe işleyen, hafızaya kazınan bir gerçeklik. Belki de bu yüzden Gazze’nin hikâyesini kelimelerle değil, renklerle anlatmak daha doğru.
Siyah: Gazze’nin gökyüzü çoğu zaman siyah. Bombaların dumanıyla, yıkıntıların külüyle örtülü. Siyah, matemdir, yasın rengidir. Ama aynı zamanda direnişin, vazgeçmemenin de tonudur. Karanlığın içinden çıkan o inatçı ışık, siyahı tek boyutlu bir ölüm rengi olmaktan kurtarır. Gazze’nin siyahı, toprağa düşen her canın ardından büyüyen bir öfkenin, aynı zamanda sabrın rengidir.
Kırmızı: Gazze’de kırmızı çoktur. Kanın rengi, ama aynı zamanda cesaretin. Yıkılmış bir evin duvarına sıçrayan kırmızı, sadece ölümün değil, hayatı savunmanın da işaretidir. Kırmızı, kalbin attığını hatırlatır. Bir annenin çocuğuna sarılırken gözlerinden süzülen yaşın kızıllığında da vardır bu. Kırmızı, şehadetin, direnişin, gözyaşının birbirine karıştığı yerdir.
Yeşil: Tüm yıkımlara rağmen Gazze’nin yeşili hep geri döner. Zeytin ağaçlarının yapraklarında, yeniden filizlenen otlarda, enkazın arasından başını uzatan çiçeklerde. Yeşil, umudun rengidir. Kökleri sökülse de yeniden toprağa tutunur. Gazze’nin yeşili, Kur’an’ın ayetlerinde cennet tasvirlerinden ödünç alınmış gibidir: Direnen, bekleyen, yeniden doğan bir hayatın rengi.
Beyaz: Gazze’de beyaz hem kefen hem de masumiyetin sembolü. Çocukların elinde tuttuğu beyaz mendillerde, gökyüzüne salınan güvercinlerde. Beyaz, ölüme hazırlık olduğu kadar barışın da işareti. Ama Gazze’nin beyazı hep yarım kalıyor; kefen çok, barış az. Yine de her beyaz kefen, dünyaya “Bu zulüm durmalı” diye sessiz bir haykırış.
Ve bütün bu renkler, Gazze’nin kimliğinde bir mozaik oluşturuyor. Siyah, kırmızı, yeşil ve beyaz… Bir araya geldiğinde Filistin bayrağını ortaya çıkarıyor. Bayrak sadece bir simge değil; Gazze’nin hikâyesi, bu dört rengin birbirine yaslanmasıyla yazılıyor.
Bugün Gazze’nin renklerine bakmak, aynı zamanda dünyanın vicdanına bakmaktır. Çünkü o renkler yalnızca bir coğrafyanın değil, insanlığın sınavıdır. Siyahı görmeyen, kırmızıyı inkâr eden, yeşili kurutan, beyazı kirleten bir dünyanın, hangi sanatla, hangi siyasetle övünmeye hakkı kalır?
Gazze’nin renkleri bize şunu hatırlatıyor: Bir halkın umudu, bayrağındaki renkler kadar canlı kalabiliyorsa, o halk asla teslim olmamıştır. Siyahın gölgesi, kırmızının acısı, yeşilin sabrı ve beyazın masumiyeti, Filistin’in asla silinmeyecek hikâyesidir.
Belki de bu yüzden Gazze’yi anlamak isteyen, önce renklere bakmalı. Çünkü orada siyah sadece yas değil, kırmızı sadece kan değil, yeşil sadece doğa değil, beyaz sadece kefen değil. Hepsi bir arada: direniş, umut, sabır, masumiyet.
Gazze’nin renkleri, dünyanın en hakiki paleti. Ve bu paletin her tonu bize tek bir şeyi söylüyor: Adalet.


