“Müslümanların tacındaki inci” Ayşe Keşir
Yenisafak sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, SonTurkHaber.com duyuru yapıyor.
Meslekten öte bir yaşam biçimidir gazetecilik. Herkesin kaçtığı yöne doğru koşmak, bir kare fotoğraf ya da haberle hayatları değiştirmek, en çok da başkasına, insanlığa ses olmaktır. Vicdan yükü ağırdır… Tanıklık ettiği acılar gün gelir kendi yaşamından vazgeçmeye götürür insanı. “Akbaba ve Küçük Çocuk” fotoğrafını çektikten sonra intihar eden Kevin Carter’ı bu yüzden unutmuyoruz belki de…
Son günlerde hepimizin zihninde Enes el-Şerif ve birlikte katledildiği gazeteci meslektaşlarımız var. Ve unutmayacağımız gazeteciler listesi ne yazık ki uzuyor. Gazze’de kadın, çocuk demeden soykırım yapan İsrail her gün yeni bir savaş suçuna daha imza atıyor.
Katil İsrail, baskılanan Batı medyasının duymadığı Gazze’nin sesini, yaşanan vahşeti dünyaya duyurmaya çalışan gazetecileri yakın zamanda daha da çok hedef aldı. Bu ilk değil üstelik. Gazetecileri Koruma Komitesi saldırıların sistematik hale geldiği 2023 Ekim’inden bu yana 186 gazetecinin öldürüldüğünü duyurduktan sonra 60 gazeteci daha öldürüldü. İsrail’in düzenlediği son saldırılar tam bir suikast. Daha önce defalarca tehdit edilen Enes el-Şerif ve arkadaşları görev yaptıkları çadırda, bile isteye katledildi.
Şerif; vasiyeti ile bize, İslam dünyasına, vicdanı olan herkese çok ağır bir emanet bıraktı. İlkelerinden taviz vermediği, ülkesinin acısını dünyaya duyurmaya çalıştığı için öldürüldü. Uğruna öldüğü “Müslümanların tacındaki inci” dediği Filistin davasını bize emanet ederek, unutulmamayı dileyerek… İsrail’in ölüm tehditleri sonrası, Gazze’den gidip gitmeyeceği sorulduğunda “Ben buradan ancak cennete giderim” diyordu. İnancımız o, ki öyle de oldu…
Şehit edilen gazetecinin oğluyla çektiği videoyu izlediniz mi bilmiyorum. 3-4 yaşındaki o küçücük çocuk “Gazze’yi seviyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz” diyordu. Bu, yediden yetmişe tüm Filistinlilerin duruşu aslında.
2014 yılında Gazze’den Türkiye’ye tedavi için getirilen yaralıları karşılayan Sağlık Bakanlığı çalışanlarından biri anlatmıştı. Sedyelerle uçaktan indirilen yaralıların ilk sorusu, “Biz ne zaman döneriz?” olmuş. “Ameliyat mı olacağım?”, “İyileşecek miyim?” değil...
“Ne zaman dönebiliriz?”
Yeni Şafak gazetesindeki bu ilk yazımı şehit gazeteci Enes el-Şerif anısına kaleme alırken yine bir acı haber daha geldi.
Katil İsrail’in Nasır Hastanesi’ne düzenlediği saldırıda şehit olan onlarca kişinin yanı sıra gazeteci Meryem Ebu Dakka ile meslektaşlarının acı haberi ve ardından vasiyeti düştü telefonlarımızın ekranlarına... Kaskı, “Press’’ yazılı yeleği, elinde fotoğraf makinası ile bir fotoğraf... İnsanlığın kısık sesine inat, mazlumun sesi olmak için çırpınan genç bir kadın...
Meryem Ebu Dakka’nın oğlu Gays’a bıraktığı mektubunda onurlu bir kadının dik duruşu vardı. “Benim için dua et ama ağlama... Başını dik tut’’ diyordu.
Gazze sadece Gazze değil… Gazze tüm Müslümanların, tüm insanlığın sınavı...
Son verilere göre Gazze’de 246 gazeteci ile birlikte, 18 bin 430’u çocuk olmak üzere, toplam 62 bin 686 sivil hayatını kaybetti. Söz konusu insan olunca, sayılar da anlamını yitiriyor.
En temel hak olan yaşam hakkı elinden alınan farklı yaşlarda 18 bin 430 çocuk... Her 45 dakikada bir çocuk ölüyor Gazze’de. Bombaların, silahların hedef aldığı insanlardan geride kalanlar ise kıtlık ile mücadele ediyor. Gazze’deki kıyım, katliam ne yazık ki tek bir yazıya sığmıyor, sığamıyor...
Sayın Emine Erdoğan’ın Melania Trump’a geçtiğimiz günlerde gönderdiği mektupta ifade ettiği “...Savaşta hayatını kaybeden 648 Ukraynalı çocuk için gösterdiğiniz bu önemli hassasiyetinizi daha güçlü bir şekilde, 2 sene içerisinde 18 bini çocuk olan 62 bin masum sivilin zalimce katledildiği Gazze için de göstereceğinize inanıyorum’’ sözleri gerçekliği bir kez daha gözler önüne seriyor.
Ne gazeteci Enes el-Şerif’i, ne Meryem Ebu Dakka’yı, ne aldığı yardımları ailesine götürürken keskin nişancılarca hedef alınan çocukları ne de soykırımı dünyaya duyurmak için canından olan aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’yi unutacağız! Müslümanların Tacındaki İnci Gazze’yi konuşmadığımız, yazmadığımız her bir gün, insanlık için de bir kayıptır.


